• BIST 94.137
  • Altın 282,359
  • Dolar 5,8801
  • Euro 6,4975
  • Adana : 21 °C
  • Osmaniye : 22 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 24 °C
  • Kmaraş : 22 °C

Yüzüncü Yılında Çanakkale’de 'Adana Bayırı'

21.04.2015 08:49
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığının büyük maddi katkıları, Çukurova ve Adana Bilim ve Teknoloji Üniversitelerinin eş güdümünde 17-18 Nisan 2015 tarihlerinde Sheraton Oteli’nin akademik tartışma zemininde 1. Uluslararası Tarihte Adana ve Çukurova sempozyumuna Yüzüncü Yılında Çanakkale’de “Adana Bayırı” bildirisiyle katıldım. Ve de birbirinden kıymetli altı tarihçi akademisyenin bildiri sunduğu 7. Oturumu yönettim. Geçekten büyük bir keyif aldığımı da bu arada ifade etmeliyim.

Haberiniz olsun, birkaç gün sonra Çanakkale Kara Savaşlarının yüzüncü yılını idrak edeceğiz ve şehitlerimiz Çanakkale’de bağrımıza basacağız. Hemi de 24 Nisan sözde Ermeni Soykırım Gününden bir gün sonra… Devlet doğal olarak bu güne çok önem veriyor. 24 Nisan öyle bir gün kü, sadece ve sadece 235 yasadışı Ermeni örgütünün ileri gelenlerinin tutuklandığı, gözetim altına alındığı gün. Aynı günün gecesi Bağlaşık Devletlerin Çanakkale’ye yaptığı çıkarma harekâtı bu olaydan saatler sonra.

Şimdi soralım? Gerçekten de 24 Nisan 1915 tarihinde ne olmuştur? Osmanlı Devletinin bir oldubittiyle savaşa girdiği Birinci Dünya Savaşı için seferberliğin ilanından dokuz ay sonra 24 Nisan 1915 tarihinde yasadışı Ermeni Komiteleri Van isyanını başlatmışlardır. Peki, savaş içerisindeki Osmanlı Devletinin bu durumda ne yapmasını buyurusunuz? O da her sorumlu ve müşfik bir devlet gibi, yasadışı Ermeni Komitelerinin ülke çapında merkezlerinin kapatılması, evraklarına el konulması ve komite elebaşlarının tutuklanması için vilayetlere ve mutasarrıflıklara gizli bir genelge göndermiş ve bu tamim üzerine komite merkezlerine baskınlar yapılarak lider konumundaki 235 Ermeni tutuklanmış, silah ve evraklarına el konulmuştur. İşte bu, sadece bu kadar…

18 Mart 1915 akşamı Büyük Deniz Zaferinin yani o büyük armadanın arkasından Çanakkale Müstahkem Mevkii Komutanı Cevat (Çobanlı) Paşa yenilgilerini “Gittiler, geçemediler, geçemeyecekler…” özdeyişiyle özetlemiştir. Çanakkale Deniz Harekâtı üzerinden bir ay bir hafta sonra İtilaf Devletleri 24/25 Nisan 1915 tarihinde bir çıkarma harekâtıyla Çanakkale Kara Muharebelerini başlatmışlardır. Sekiz ay 14 gün süren Kara Muharebeleri sonrasında da Çanakkale Cephesinde başarılı bir geri çekilme harekâtı icra ederek, hakikaten de işgalciler, yayılmacı güçler Cevat Paşa’nın büyük öngörüsüyle geldikleri gibi gitmişlerdir.

Peki Çukurovalılar bu harekatta ne yapmışlardır. Sabanının, çiftini çubuğunu bırakıp, vatan müdafaasına koşmuşlardır. Adanalılar ağırlıklı olarak Kuzey Grubu Komutanlığı bölgesinde 48. ve 125. Piyade Alaylarında görev yapmışlardır. Bu alayların dışında en fazla yoğunluk 47. Piyade Alayındadır. Onlar şehit oldukları toprağa Adana’mızın, ismini altın harflerle kazımışlardır. Çanakkale Kara Savaşı öncesi Gelibolu Yarımadasında ne Adana Bayırı vardır, nede Mersin Sırtı ve Deresi. Çukurovalı atalarımız Mehmet Şevki Paşa haritalarına kanlarıyla Çukurova’mızın iki güzide kentinin ismini ölümsüzleştirmişlerdir. Onlar, adları bilinenlerin gömülü olduğu Kara Yorgi Deresinin adını bile “Karayörük Deresi Şehitliği” olarak değiştirmişlerdir. Övünç kaynağımız şehitlerimizin 1203’ü Mersin’li, 796’sı ise Adanalı atalarımızdır.

Hemen hemen her evde bir şehidin bulunduğu Adana listesinde; Karaisalı, Kozan, Feke, Aladağ, Karataş, Yumurtalık, Yüreğir, Seyhan ve Adana'nın diğer tüm ilçelerinden şehitlerin adları, baba adı, nereli oldukları, biliniyorsa lakapları, askerlik şubesi kaydı doğum tarihi ve bağlı olduğu askeri birlikleri ve nerede şehit oldukları yazılıdır. Örneğin, Adanalı Koca Mehmedi, Feke’li İsmail’i, Kanlısırt mevkiindeki siperlerin içinde dolaşırken anımsarsınız. Eğer hissederseniz Adana Bayırı’nda, Mersin Sırtında ve Mersin Deresinde atalarımızın, otlara, çimenlere karışmış mübarek kan ve ter kokularını solumağa başlarsınız, Kim bilir kaç kahraman Adanalı, “ADANA BAYIRI” nda toprağa düşmüştür? Adana’nın şehit atalarının birbirinin üzerine yığıldığı “Adana Bayırı” Adanalı için çok önemlidir. Bir “Conkbayırı” Türk insanının toplumsal belleğine kazınmıştır ama “Adana Bayırı” Adanalının bile belleğinde bir katre kadar yer edinememiştir. Büyükşehir Adana’nın adını taşıyan şehit atalarımızın mübarek kanıyla sulanan, “Adana Bayırı” ancak ve ancak küçücük bir kahverengi plâkette kendisine yer tutabilmiştir. Çanakkale’de hiçbir kent ismini altın harflerle bu coğrafyaya kazımamıştır, bir başka deyişle adını vermemiştir, ama Adana, muharebe bayırı anlamındaki “Conkbayırı” gibi,  ismini vermiştir. İstanbul, Ankara, İzmir’in bayırı yoktur ama “Adana’nın Bayırı” vardır. Koskoca Büyükşehir Adana’nın adının verildiği “Adana Bayırı” önceleri silinmeğe yüz tutmuş, küçücük bir mavi plakette idi, sonradan ikazlarımızla turistik kahverengi etikette kendisine yer edinebilmiştir. Oysa üzülerek ifade etmek gerekir ki, Çukurova’mızın diğer ikiz kardeş kenti Çanakkale’de 1203 şehit veren Mersin’imizin adını taşıyan Mersin Sırtı ve Mersin Deresinin plaketi bile yoktur.

Bir tarafta bir kahverengi plakete reva görülen “Adana Bayırı”, daha doğru bir deyişle, Çanakkale‘de, Gelibolu yarımadasında en çetin ve şiddetli muharebelerin geçtiği Mustafa Kemal Atatürk’ün taktik komuta yeri “Kemal Yeri”ne bir km. mesafedeki tarih yazan şehit dedelerimizin tarihe not düştürdükleri yerde, küçük bir plaket üzerinde “Adana Bayırı” yazısı, diğer tarafta Adana’mızda her 18 Mart’ta aylardır Bill Board’ları dolduran Büyükşehir Belediyesinin anlamı silik büyük panoları…

Peki hadi diyelim, bizler Çanakkale’de 100. Yılında Adana Bayırımızı hatırlayamadık, hiç olmazsa vakit geçirmeksizin, bu sene bitmeden ya da gelecek yıl 24 Nisan’da yani  101.yılında beş altı yıl önce “Kasım Gülek” Köprüsünün başına Adana Demirspor Kulübü tarafından konulan “Allah’ına Kurban” levhası gibi dev bir yazıyı vecd halinde bir törenle, o silik kahverengi onurluğun yerine ya da Adana Bayırı’nın tam ortasına koyamaz mıyız? Koyarız elbet, bana soracak olursanız, gelin Çanakkale’de “Adana Bayırı”nı ölümsüzleştirelim, derim. Şehit atalarımıza layık daha güzel bir şey yapmak isterseniz eğer, bir yarışma açalım ve de bu işi daha da ileri götürerek Adana’mızı simgeleyen Tarihi Taş Köprümüzün bir benzerini gelin, Gelibolu yarımadasındaki Adana Bayırına yapalım, her bir gözüne de 796 Adanalı şehidimizin kitabesini koyarak onları ebediyete kadar ölümsüzleştirelim, derim. 100. Yılında Çanakkale’de şehit olan Çukurovalı dedelerimizin önünde tazimle eğiliyorum. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim