• BIST 99.785
  • Altın 275,050
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 24 °C
  • Hatay : 19 °C
  • Kmaraş : 17 °C

Yoksa İç Savaş Kapıda mı?

29.12.2014 12:52
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

“Kapılardaki Düşman(Enemy at the Gates) filmini anımsadığınızda, savaşın neleri bitirdiğini ya da yitirebileceğini görmeyenimiz yoktur, sanırım. Bugün Türkiye’deki asayiş büyük resmine odaklanmaya çalışılınca, birbiriyle çelişen çıkarlar, karmakarışık olmuş ittifaklar, değişken düşmanlıklar, etnik ve cemaat kimlikleri üzerinden yürütülen paralel savaşlar, iç içe geçmiş çatışmalar ve bunun sonucunda barış sürecinin uygulanabilirliği bir hayalden öteye gidemediği açık seçik görülebilmektedir. Siyasi odakların bir türlü anlamadığı, bölge dışından dış ülkelerden ya da çevre illerden seslenmeyi yeğledikleri gelinen bu sonuçsuzluk karşısında halkımızın tedirginliği daha da artmaktadır. Bundan daha da ötesi, kimlik siyaseti üzerinden kutuplaşan kitleler, menfaat savaşları ile desteklenen çıkar kavgaları yakın bir gelecekte bu kördüğümün çözülebileceğine dair rahatlatıcı çözüm önerilerinden de uzak kalınacağı anlamına gelmektedir.

Ortadoğu’daki çatışmaların etraflarına sinsice yaydığı ve daha uzun yıllar süreceği öngörülebilen şiddet sarmalı gün geçtikçe haritaları ve bölge demografisini kökünden değiştireceği algısını da su yüzüne çıkarmıştır. Bunun bir sonucu olarak, barış sözcüğünün bile kirletildiği bir ortamda Türkiye’de bile “Türkiye İç Savaşa mı sürükleniyor? algısı iyiden iyiye yerleşmeğe başlamıştır. Bilindiği üzere yakın geçmiş, 300 yıldan fazla Osmanlı Barışı’nın egemen olduğu eski Osmanlı toprakları, halklar arasında çatışma ve savaş üretmiş, hem Ortadoğu’da hem Balkanlar’da 'iç savaş' gündemin bir parçası haline gelmiştir. Bu düzlemde Türkiye’nin geleceği de şimdiden büyük kaygılara ve endişelere sahne olabileceği algısını sürdürmektedir. Kandil ve İmralı arasında yaşanan güç gösterisinin alana yansıdığı Diyarbakır, Yüksekova, Hakkâri, Cizre ve Silopi olayları, ülkemizde yaşanan vekâlet savaşlarının bir uzantısı olarak da görülebilmektedir. Çatışmanın iki tarafı olan PKK-YDG-H’liler ve HÜDA-PAR kendi kırmızıçizgileri ve çıkarları doğrultusunda hareket ederken, yaşanmakta olan bölgesel güç savaşının tüm hızıyla sürdüğü de Molotofların evleri hedef aldığı da görülmektedir. Dikkat edilecek olursa Barış Sürecinin aktörlerden Devlet ve İmralı ile HADEP ikinci plana itilmiş durumdadırlar.

Bu neyin göstergesidir? Açıklayalım. Bu bir PKK’nın gençlik yapılanmasının gövde gösterisidir. PKK’nın gençlik yapılanmasının bölgede en etkili olduğu yerlerin başında Cizre ve Yüksekova gelmektedir. İki yıl önce Cizre’de kuruluşunu ilan eden YDG-H, hızla bölge il ve ilçeleri olmak üzere ülke genelinde yapılanmaya başlamıştır. Kendilerini PKK’nın şehirdeki ‘askeri unsuru’ olarak tanımlayan örgütün bünyesinde asayiş, ahlâk ve uyuşturucu gibi birimler bulunmaktadır.

Şimdi bütün bunlardan sonra “Abdullah Öcalan’ı takdir ediyorum” ifadeleriyle gündeme gelen Şırnak Valisi Hasan İpek’in güvenlik toplantılarında ‘Eylemcilere müdahale etmeyin, müdahale ediyor görüntüsü verin.’ şeklinde ifadelerini nasıl algılamak gerekmektedir. Ne diyelim, “Amanos Dağları” gibi dimdik durmak, görüntüsü günü kurtarmamaktadır.

Yeni bir yıla girerken, akıl ve izan yanında herkese sevgi ve barış diliyorum. Savaşların, acıların ve felâketlerin, geçip giden 2014 gibi geride kalması umuduyla, Nice Yıllara!

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim