• BIST 97.886
  • Altın 277,886
  • Dolar 5,8286
  • Euro 6,4899
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 17 °C
  • İçel : 21 °C
  • Hatay : 12 °C
  • Kmaraş : 12 °C

Yabancılaşma, Yalnızlaşma, Savrulma Sorunları

29.12.2014 12:51
Ömer AĞAÇLI

Ömer AĞAÇLI

Her şey insanın yaratılış yapısına, doğasına, fıtratına bağlıdır. İnsan, kendi doğasını bilmek, doğasına uygun yaşamak ve böylece kendini gerçek anlamda gerçekleştirmek zorundadır… İnsanın doğasını hiç bir beşeri bilgi türleri gereği gibi kavrayıp ortaya koyamaz. Bu güne kadar koyamadığını da tarih bize göstermiştir… Beşeri bilgi türleri içinde en saygın olanı bilimdir. Bilim insanı kavrayamaz. İnsan doğası bilimi aşkındır. İnsan doğası bilim dallarının çok üst yerlerindedir. Modern dönemin dini, bilimler olmuştur. Modern dönemde insan tüm arzu ve umutlarını, amaç ve ideallerini bilimlere bağlamıştır. İnsanın asıl sorunu burada odaklanmaktadır. Değerli Bozkurt Güvenç bu konuda öyle bir söz söylemiştir ki, akıl sahipleri üzerinde düşünmelidir. Sayın Güvenç diyor ki: “ . Bilimin olduğundan daha fazla yüceltilmesi, modern insana yeni bir mit olmuştur.”…

 İnsan, doğası gereği birlikte var olan bir varlıktır. İnsan, Tanrı ile evren yani çevresine bağlıdır ve onlarla var olan bütün bir varlıktır. Allah, her şeyin hayat kaynağıdır. İnsan, Allah’ı sollayarak, ona sırtını dönerek var oluşunu gerçekleştiremez.

 Yabancılaşma, yalnızlaşma insanın doğasının dışına çıkması sonucu ortaya çıkıyor. İnsan her neye yabancılaşırsa onunla ilişkilerinde buhran yaşar. Buhranın bir diğer adı savrulmadır. Yabancılaşma, yalnızlaşma aslında uzaklaşmadır. İnsan, Allah’a, topluma, tabiata karşı durursa sonuç savrulmadır.

Yabancılaşmanın, yalnızlaşmanın sonucu insan bütünlük duygusunu da kaybeder. Bu da insanın manevi parçalanışını da getirir. Manevi yönden parçalanmış insanın maddi hayatı da parçalı ve sahteleşir. Bütünlüğünü kaybetmiş insan, kendisinden kopar, kendisi olmaklığını yitirir, varlık bilincini yitirir, sevk ve kontrolünü, kişilik aidiyetini kaybeder. İnsanın varlık bilincini yitirmesi, kendinde olmaması hali bir nevi sarhoşluk halidir. Bu sarhoşluk sürecinde insan, değişim ve dönüşüm geçirerek başkalaşır. Topluma, sosyal ve kültürel değerlere, çevreye ilgisizleşir.

Hak’tan ve halktan kopan insan sonunda kendi nefsine dayanarak, ondan beslenerek yaşamak durumunda kalır. Nefsi ile baş başa kalan insan şeytanıyla baş başa kalmıştır. Psikolojinin egoizm, konformizm, hedonizm diye ifade ettiği hastalıklı hallere duçar kalır. Bu durum aynı zamanda insanın özgürlük kaybıdır. Yabancılaşmanın, yalnızlaşmanın girdabına düşmüş bireylerden oluşan toplumlar yeni bir kültür ve medeniyet açılımı yapamazlar. Hatta mevcut kültür ve medeniyeti donuklaştırırlar. Hayat bu kadar ciddi bir gerçekliktir. Ya Allah’ın yarattığı fıtrata göre yaşanarak var olunur ya da savrulup yok olunur.  

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim