• BIST 97.886
  • Altın 278,105
  • Dolar 5,8286
  • Euro 6,4899
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 16 °C
  • İçel : 21 °C
  • Hatay : 14 °C
  • Kmaraş : 11 °C

Vesayet ve Tâhşiye

16.12.2014 17:44
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Bilmem anımsar mısınız? Eski yazarların, yazdıkları makalelerinin sonlarına ekledikleri bir “haşiye” yapma geleneği vardı. Bu bir anlamda yazının bütünlüğünü bozmamak için makale bittikten sonra yazarın yazısına daha bir anlamlı hale getirmede yazının sonuna ekledikleri dipnot ekleme, derkenar verme, çıkıntı yapma alışkanlığı idi… Sonradan internet gazeteciliği başlayınca, bu iş döndü dolaştı, makalenin okuyucu yorumlarıyla daha bir güncellenmesi haline getirildi. Çünkü yapılan iş bir manada, makalenin proaktif hale dönüştürme işleminden başka bir şey değildi. Makale bu şekilde 24 saatlik bir yaşam sürecinden kurtuluyor ve canlı hale geliyordu. Özellikle araştırmacı gazeteci profilindeki yazarlar, o konudaki işini geliştirmek amacıyla, bilerek ve de isteyerek yeni koşulların oluşmasını sağlamak için, ya da olağan koşulların seyrini değiştirmek için inisiyatif kullanabildiği bir işlevi ortaya attılar. İşte bu okuyucu-yazar birlikteliği haline gelen bu yeni “proaktif”  sisteme de “tahşiye” denilmeğe başlandı. Tahşiye sözcüğü gündeme oturdu ya şimdilerde her kafadan bir ses çıkıyor. Aslı bu… Peki, 14 Aralık operasyonunun bileti neden “Tahşiye”ye çıkarıldı? Aslında “Tahşiyecilik” bundan 10 yıl önce Fethullah Gülen’in kendisine muhalefet eden Nur cemaatinin “Tahşiyeciler Grubu”'nun lideri Muhammed Doğan'ı hedef göstermesiyle başlamıştı. “Tahşiyecilik” cemaatin kendi içerisinde, biçimlenen karşıcı bir eleştirisel yapı olarak ortaya çıkmıştı. “Tahşiyeciler Grubu” önceleri Risale-i Nur eleştirisi yaparak başladıkları öz denetim faaliyetlerine, daha sonraları Fethullah Gülen’in yönettiği örgüte hem organizasyon hem de yönetim metodu açısından eleştiriler getirmişlerdi. Bir anlamda cemaatin yaptıkları işlere dipnot veriyorlardı. Yine anımsayalım, iktidarın cemaatle “el bebek gül bebek olduğu” o balayı evresinde “Muhammed Doğan” ve 10 kişi tutuklanıp, bir de üstüne üstlük 17 aya kadar çeşitli cezalarla hapis bile yatmışlardı. Unutmayalım, Muhammed Doğan Hoca 2005 yılında yazdığı “Rumuz-ul Kur’an 4” adlı eserinde Gülen Hareketi'nin 2014'te sönmeye başlayacağını da ifade ediyordu. Demek ki, fütürolojist bir yaklaşımla söyledikleri üç aşağı beş yukarı da tutuyor. Bu durumu Hâkim Albay Ahmet Zeki Üçok, Emniyet Müdürü Hanefi Avcı ve gazeteci Ahmet Şık daha önceleri bu yapıları ortaya koydular, hapis cezalarına çarptırıldılar. Zaman gazetesi yaptıkları komplolara nadim olduğu için daha sonradan mağdur gazeteci Ahmet Şık’tan özür dilemek zorunda kaldı.

Unutmayalım, Türkiye Cumhuriyetinin davası, Türk demokrasisinin pekiştirilmesi, sağlamlaştırılması ve nereden gelirse gelsin vesayetin kaldırılması davasıdır. Türkiye 1940’ların sonlarında demokrasiye geçtiği için günümüz gelişmiş batı demokratik ülkeleri gibi “üçüncü dalga” bir demokrasi değil de, “ikinci dalga” bir demokrasi olarak dünya demokrasi tarihinde yerini almıştır. Bunun nedeni ise, Batı demokrasileriyle karşılaştırıldığında Türk Demokrasi Tarihinin 1960, 1971 ve 1980 yıllarında olmak üzere üç kez askeri müdahaleyle demokrasisinin kesilmiş olmasında yatmaktadır. Günümüzde bu vesayetçi yapı, askeri müdahalelerden kurtarılmış olmasına karşın, maalesef bu yer demokratik kurumsallaşma ile henüz doldurulamamıştır. Üzülerek gözlemlenmektedir ki, şimdilerde yapılan, daha doğrusu yapılmaya çalışılan, geçmişteki askerlerin doldurdukları vesayetçi yapının yerinin “Hizmet Hareketi” ile doldurulmağa çalışılmasıdır. Nur Cemaatinde, ulus vatan kavramı yoktur. Onun yerine, sadece cemaat üyesi ve cemaat sınırları içindeki cemaat toprakları vardır. Diğer her yer, Müslüman ya da gayr-i Müslim yaşamış olmasına bakılmaksızın “Dar-ül Harp”’tir. Anavatan kavramı gelişmiş olmadığı ve cemaatin egemen oldukları okulları “cemaat vatanı” olarak gördüklerinden diğer bütün ülke sathını “Dar-ül Harp” olarak görmektedirler. Onun için kendilerine hileyi mubah görmektedirler. Esas tehlike budur. Ve de, bu nedenle “amaç vasıtaları mubah kılar” pratiğini kendilerine bayrak yapmışlardır. Onların bu Makyevelist yaklaşımları iktidar tarafından minimize edilerek, vesayetçilik bu ülkenin kaderinden mutlaka çıkarılmalıdır. Ne diyeyim benden söylemesi…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
murat
18 Aralık 2014 Perşembe 05:26
05:26
hırsızların vesayetinede karşımısınız?
212.174.109.64
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim