• BIST 94.137
  • Altın 281,998
  • Dolar 5,8801
  • Euro 6,4975
  • Adana : 22 °C
  • Osmaniye : 23 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 24 °C
  • Kmaraş : 22 °C

Varoluşta İnsanın Trajik Durumu - 1

19.03.2015 23:09
Ömer AĞAÇLI

Ömer AĞAÇLI

İnsan doğduğunda “ Nefsi Safiye” üzeredir. Onun ruh durumu kirlenmemiş, saf, arı, temizdir, Allah’a en yakın mertebededir. Allah’a yakınlık ruhun safiyet derecesiyle ilgilidir. Yani insan, ruhen ne kadar temiz ise Allah’a o kadar yakınlık kesbeder. Anasından yeni doğmuş bir çocuk, Allah’a en yakın mertebededir. Bebeğin kokusu onun saf ve temiz ruhunun kokusudur. Bu da Hak’kın kokusudur. Ruh saflaştıkça Hak’kın kokusu tezahür etmeye başlar. Saf ve temiz ruh halindeki insan halkın içine geldi mi değişmeye başlar. Yaratılışındaki o saflık yavaş, yavaş siyah günah perdeleriyle kaplanarak kaybolmaya başlar.

Hz. Peygamber bu ilahi var oluş gerçeğini şu kutlu sözüyle vurgulamıştır: “ İnsan fıtrat üzere doğar ve belli bir dilin konuşulduğu ortama girinceye kadar bu fıtratı korur. Sonra onu, anası, babası, Yahudi, Hıristiyan yahut Mecusi v.s yapar.”  Bu hadiste vurgulanan anlam, insanın çevresinin mahsulü olduğu yönündedir. İnsan sosyal şartlara maruzdur. Sosyal şartlar insanın nefsinin de durumunu belirleyicidir. Kısaca diyebiliriz ki insan, biyolojik içgüdülerin, arzuların, çıkarların, ferdi tarihinin, kültür ve geleneğin kuşattığı esirler gibidir.

İnsan, var oluşta daima bir bilgi iledir. Yaşam denen şey insanın zihninde toplananların ( zihnin içeriği) dışa vurumudur.

Bir yandan insan, kendi nefsinin havlayan arzuları, heva ve hevesi, diğer yandan beşeri sosyal çevrenin zihne yüklediği bilgiler onun bakış açısını oluşturur. İnsan bu durumda beşeri ve sentetik şeyler diyarında yaşamaktadır. Beşeri ve sentetik şeylerin en sorunlusu gelenek, kültür ve ataların şartlandırmalarıdır. Bunlar insanın var oluş zindanlarıdır. İnsanın var oluşta yaşadığı trajik durum buradan kaynaklanmaktadır. Ve bunun farkında olmamasıdır. Bu trajik hal sahte bir bilinçlenmedir. Bir zihni felç, hipnoz, trans hali de denilebilir.

İnsanı biçimlendiren sosyal çevre içinde en önemli, hatta kurtarıcı olarak kabul edilen okul yani eğitimdir. İnsanı ham ve cahil halinden kurtaracak olan eğitimdir. Ancak her çeşit eğitim sonuç ta bir anlamda dayatmadır. Kültürün yüklenmesidir. Asırlar boyu birikmiş kültürün nesilden nesile aktarılmasıdır. Eğitim ile özgürlük arasında yakın ilişki olduğunu düşünürüm. Eğitimle insan özgürlüğünü kazandığı gibi kaybedebilir. Eğitim insana doğru düşünebilmeyi sağlamalıdır. Eğitim beşeri işlerdendir. İnsan elinden çıkan her bilgi insanı özgürleştirmez. Özgürlüğünü kaybettirir, insanın iç dünyasını şartlandırır.

Özgürlüğün önünde en büyük engeller zihin perdeleridir. İnsanı küfre sokan bu perdelerdir. Bu perdeler, insan aklının açılım yapmasını, aklın fonksiyonel kılınmasını engeller. Şu kadar var ki insanı, insan biçimlendirdiği sürece zindan hayatı başlar. Bir insanın gözü ve sözü diğerlerini perdeler. Göz gözü esir eder. Kalpleri kör eder, katılaştırır, aklı murdar eder, ruhları uyuşturur, ruhun yükselişini, yeni boyutlar kazanmasını engeller.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim