• BIST 99.785
  • Altın 274,715
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 20 °C
  • Kmaraş : 18 °C

Türkiye’deki Kamplaşma ve Cinnet

06.04.2015 16:40
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Bilmiyorum ama çiçeklerin açtığından, doğanın yeşillendiğinden, baharın geldiğinden haberiniz oldu mu? Olması lazım diyorum ama bir de halkımıza bakıyorum da öylesine makineleşmişiz ki… Kaçımız, ağaçların yeşermesini, çiçeklerin taç yapraklarını çıkarmasını doğadaki o büyük düzen içerisinde floranın rengârenk değişimin kaçımız farkındayız. Sadece koşuyoruz, bir yerlere yetişmeye çalışıyoruz. Durun yahu, ruhlarınızı bir yerlerde bırakmışsınız da haberiniz yok. Bakın, bir ana için birbirinizin yüzünüze bakın, burunlarımızdan yalnızca öfke fışkırıyor, haberiniz olsun. İsterseniz geçin, bir kenara sokaktaki, alışveriş merkezlerindeki, duraklarda otobüsü minibüs bekleyen insanların yüzlerine bir bakın, söylediklerimden fazlasını hissedeceksiniz.

Hemen ilk bakışta buna verilecek yanıt, TOMA ve biber gazı icat olduktan sonra insanların öfkesinin de dozu arttı ve gazı da kaçtı, olabilir. Ama ben diyorum ki insanların kimyası değişti. Dikkat ediyorum, son birkaç senedir Türkiye, gittikçe dozu artacak bir biçimde keskin bir bıçak gibi kamplaşmakta, bu kutuplaşmaya koşut olarak da ferdi ve toplumsal histeri ve cinnet nöbetlerinde artışlar kaydedilmektedir. İntiharlar, kadın cinayetleri, katliam gibi trafik kazaları, erdemin egemen olması gereken sporda da döner bıçaklı saldırılardan sonra Fenerbahçe Otobüsüne yapılan silahlı saldırıyı şimdi nereye koyacağız. Yorumlara bakar mısınız, “Seçimler önce oldukça manidar”. Bir de buna, insan onurunun ayaklar altına alındığı önü arkası düşünülmeden yapılan yetkili açıklamaları eklendiğinde Haberleriniz olsun, ülke farklı yerlere götürülmektedir.

Böyle durumlarda nostalji de yapmak istemiyorum ama bizler Galatasaraylı, Beşiktaşlı arkadaşlarımızla birlikte aynı tahta sıralarda yan yana takımlarımızı teşyi ederdik. Gol atıldıkça da bilinen “Bir baba hindi” teranesini seslendirirdik. Birazcık birbirimizi kızdırırdık, işte o kadar. Elimizde döner bıçağı olan Holiganlara benzemezdik. Ama o zamanlar hayatımızın her anını dolu dolu yaşamasını da bilirdik. Tahta tribünlü Fenerbahçe stadında Fenerbahçe Dergisi sattığımda yaşım ya yedi ya da sekizdi. Bu dergiyi neye satıyorsun diye bana hiç kimse tokat atmadı, kötü bir söz söylemedi. O zamanlar, French Puşkaşlı ünlü Macaristan Millî Takımını ezbere saydığımız gibi, hiç teklemeden Didi’li, Pele’li, Garrincha’lı Brezilya Millî Takımını da saymasını biliyorduk. Tıpkı 2002 yılında İran’lı çocukların Türk Millî Takımını saydıkları ve Tahran sokaklarına kurulan ekranların karşısında ellerini kaldırarak Türk Millî takımına dua ettikleri gibi… Futbolcu “Hasan Şaş”’ı her kime sorsam, Hasan “SAS” diye cevap veriyordu. Şaşırmıştım, araştırdım. “Şaş” sözcüğünün Farsça’da “Çiş” anlamına geldiği için kendisine saygıdan “Sas” dediklerini öğrendiğimde, çok etkilenmiştim.

İşin özü tolerans, birbirimize katlanma, hoşgörü ve hayatın gökkuşağını kalbimizin derinliklerinde hissedebilmek, duyumsayabilmek. İlla ki çevreyi dört dörtlük yapmak değil, gönlümüzü yüreğimizin derinliklerini yaşayan her varlığa sunabilmek. Etrafımızdakileri bir mal eşya gibi görmekten vazgeçmek, her bir şeye bir son kullanma tarihi vermekten kaçınmak… Anlayacağımız, bu seneki Portakal Çiçeği Karnavalında turunçlar, portakallar çiçek açmadı diye misafirlerimize portakal çiçeği kokusunu duyumsayabilmeleri için havaya, ağaçlara portakal çiçeği esansı sıkmaktan vaz geçmek. Portakal çiçeği kokusu olmasa da olur, siz siz olun, Şair Nazım Hikmet’in söylediği gibi “Yaşamak Güzel Şey be, Kardeşim!” diyebilmek. Bu yaşam coşkusu bize yeter de artar bile…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim