• BIST 99.785
  • Altın 275,055
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 24 °C
  • Hatay : 19 °C
  • Kmaraş : 17 °C

Söylenmeyen Ne Kaldı ki?

28.04.2015 04:14
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Baharın geldiğini ağaç yapraklarının yeşillendiğini, arıları ve uçuşan böcekleri cezbeden bin bir çeşit çiçeğin birbirinden güzel taç yapraklarındaki zenginliği bilmem, kaçımız fark edebildi, bahar yelleri uçuşurken… Kendi açımdan söyleyeyim, doğrusu ben fark edemedim. Bu durum sadece bu seneye özgü değil onlarca yıldır, önce gittikçe Kürt ulusal kimliği ile bütünleştirilen Nevruz Bayramı tedirginliği, arkasından Türk-iye ve Ermeni-stan İhtilafından insanın yüreğini karartan buz gibi geçen günler.  İnanın bu sene bu duruma doğa da üzüldü, Nisan ayında yolları kapatan karları, buzlu yolları bu yollarda kayan araçları da gördük. Hani saz şairinin sesiyle ve sazıyla dillendirdiği; “Ağustos’ta suya girsem, balta kesmez buz olur” dediği gibi, o evreye doğru doludizgin kaymaktayız.

Bütün bunlardan sonra bir de üstüne üstlük bu sene Beyaz Sarayın ilk misafiri Papa’nın, ikinci misafiri kadim dostumuz Putin’in söyledikleri öyle yenilir yutulur cinsten değildi. Sonrasında Obama’ya kilitlendik. Başkan Obama ne diyecek diye? Obama senatörken çok rahat “Soykırım” sözcüğünü telaffuz etmişti. Doğrusu Başkan seçildikten sonra 24 Nisan 2009’dan itibaren de hep Ermeni ağzıyla “Büyük Felaket” anlamına gelen “Metz Yeğern” dedi. Daha ne desin? Herhalde, kendisine sorduklarında da “Ben de sizlerdenim, sizin dilinizde ve de sizin jargonunuzla konuşuyorum.” Diyordur. Yaşı ellinin üzerinde olanlar anımsarlar, bizim zamanımızda “sunucu showman” olarak hiç tartışmasız Orhan Boran bir numaraydı. Ama iki numara da kuşkusuz Erkan Yolaç’tı. Onun yıllardır, okul müsamerelerinden formatladığı bir “Evet Hayır” programı vardı. Şüphesiz, şimdiki gibi bilgi ölçmeye yönelik programlara benzemiyordu. Seyirciler arasından bizzat üstat, Erkan Yolaç’ın seçtiği kadın yâda erkek yarışmacılar sahneye davet edilirdi. İzmir marşıyla sahneye gelinir, bilemeyenler daha doğrusu Evet/ Hayır sözcüklerinden birini söyleyerek elenen yarışmacılar Eskişehir marşıyla yerlerine kadar uğurlanırlardı. Basit insanların kelime dağarcıklarına yönelmeyen kolaycı daha çok gülmece üzerine kurulu bir sahne programıydı. Aynen onun gibi bu sene de Obama’nın ağzının içine baktık. Helal Başkan bu sene de “Soykırım” demedi deyip ortalığı bayram yerine çevirmeyi arzuladık. Dediğimiz oldu gibi. Aman bu sorunsal da kim ne söylerse söylesin, hangi yasama meclisinde ne karar alırsa alsın, bir mahkeme kararı olmadıktan sonra, bunlar Türkiye’yi ve Türk insanını bağlamaz. Yani, mahkeme kararı olmadıktan sonra bunun hiçbir kıymet-i harbiyesi yoktur. Obama bu sene farklı bir şey yaptı. 24 Nisan’dan bir gün önce, -belli ki geçen yıl ki Başbakan Erdoğan’ın açılımına bir misilleme olarak Ermeni konusunda bir yazılı açıklama yaptı. 23 Nisan 2015 tarihinde yapmış olduğu o meş’um yazılı açıklamayla diyeceğini, dedi ve hem de bunu katmerli bir biçimde seslendirdi. Çünkü 25 Nisan gecesi yapılacak olan “Beyaz Saray Gazetecileri Balosu”na muhterem refikası ile katılacağı için ona hem büyük önem veriyor ve hem da ona hazırlanıyordu. Obama bu sene yapmış olduğu yazılı açıklamada “kitlesel vahşet” (mass atrocity),katledildi’ (massacred), ‘silindi’ (erased), ‘can verdi’ (perished) gibi ağır ifadeleri kullandığı gibi, yazılı metinde hem Papa’nın bu yıl ki zehir zemberek açıklamasına, hem de “Soykırım” sözcüğünü uluslararası hukuk literatürüne kazandıran Yahudi kökenli Polonyalı Raphael Lemkin’e atıf yaptı. Şimdi sorarım size, Obama’nın daha ne demesini, buyurursunuz.

Ama meraklar buyurmayınız, “Turpun büyüğü heybede”… O da önümüzdeki Mayıs ayında ABD Temsilciler Meclisinde 396 sayılı Kanun tasarısının yasalaşma sürecidir. Bu yasa tasarısının içerisinde öyle madde ve fıkralar var ki, isterseniz, biz bunlardan Hele bu yasa tasarısının 2. Madde 18. Fıkrası var ki hedefi belli doğrudan Türk Milletidir. Hem de tarihin başlangıcından zamanımıza kadar Türk Milletinin ta kendisidir. Ermenistan’ın avukatları biz de çok sevilen Avustralyalı Hollywood’un “Cool aktörü” George Clooney’in sevgili eşi Arap kökenli Hukukçu Emel Alumiddin’i de yanına alan ABD’li İnsan Hakları Hukukçusu Geofrey Robertson Doğu Perinçek’in temyiz davasında yaptığı konuşmada “Talat Paşa Osmanlı’nın Hitleriydi” dediğinden daha ağırını, daha beteri işte bu yasa tasarısının 2. Madde 18. Fıkrasında Mayıs ayının ortalarına doğru yasalaşması bekleniliyor. Tarihe not düşmek adına, kanunlaşması beklenilen, 396 sayılı bu yasa tasarısının hem İngilizcesi hem de Türkçesini vermekle yetinelim:

Raphael Lemkin, (soykırım )suçunu Hitler’in Yahudilere, Türklerin Ermenilere yaptığı gibi “ tüm ulusal, ırkî ya da dinî grupların sistemli bir biçimde yok edilmesi “olarak tanımlamıştı.” (H.Res: 396/SEC.2. FINDINGS (18)Raphael Lemkin described the crime as `the systematic destruction of whole national, racial or religious groups. The sort of thing Hitler did to the Jews and the Turks did to the Armenians'.)

Gördünüz değil mi, sevgili okurlar, soykırım sözcüğünü uluslararası hukuk literatürüne kazandıran Yahudi kökenli Polonyalı Raphael Lemkin’in de ismi zımnen kullanılarak şaşırtmalı bir biçimde “Türk Ulusu” ile “Hitler” aynı kefeye konulmuş, Türk milleti millet olarak aşağılanmış ve tahkir edilmiştir. Bir tarafta Hitler, diğer tarafta soykırım sözcüğü ile bütünleştirilen Yüce Türk Milleti, İnsan Hakları Evrensel bildirgesine göre Barbar ve Vandal bir ulus olarak gösterilmiştir… Tarihin ilk evrelerinden günümüze bütün Türk ulusu “Holokost” sözcüğü ile adeta bütünleşmiş Hitler ile aynı seviyeye getirilerek aşağılanmıştıkr. Bu şekilde demek istemektedirler ki Türkiye’de 78 Milyon Hitler vardır. Çoluk çocuk, kadın yaşlı herkes Hitler… Gelinen noktaya bakar mısınız? Karşı Ses yok, bizim gibi bir hocadan çıkan cılız bir ses…

Uzun lafın kısası, unutmayalım bu plan, “Apo Mandelalaştırılırken, Türkiye’yi aynen Güney Afrika apertheid rejimi gibi, ırkçı ve soykırımcı bir devlet haline sokma planıdır. Yani büyük bir algı operasyonudur. Benden söylemesi… 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim