• BIST 99.785
  • Altın 274,984
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 24 °C
  • Hatay : 19 °C
  • Kmaraş : 17 °C

Peki, Ne De?i?ti?

01.04.2014 12:31
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Gerçekten anlayabilen öne ç?ks?n, hakikaten ne de?i?ti? Bence hiçbir ?ey de?i?medi, yakla??k bir as?r önce durum ne ise, bir as?r sonra da durum aynen öyle… Hani darb-? meseldir, durum çanakkale’dekinin ayn?… ??te böyle, ya?ad?klar?m?z ayn?yla vaki… Yani, 91 y?l önce kurgulanan olgular, bugün de i?levselli?ini yitirmeden aynen mevcudiyetini muhafaza etmektedir. Evet, sevgili okurlar, “az gittik, uz gittik; deve tepe düz gittik; 91 y?l ile bir gündüz gittik… Döndük arkam?za bakt?k ki; bir arpa boyu yer gitmi?ik… Evet, ip koptu, be?ik devrildi… Neyse uzatmayal?m, özetleyelim.

Yeni Türk Devletinin kurulu? a?amas?nda ba?ka bir deyi?le, Devletin ad?, daha belirginle?memi?ken, rejimi savunmak görevi do?rudan Mustafa Kemal Atatürk’ün omuzlar?ndayd?. 1 Kas?m 1922’de saltanat?n kald?r?lmas?ndan sonra III. Me?rutiyetçilerce – makalede bu tabiri kulland?m, maalesef onlar uzun süre Cumhuriyet de?erlerini içlerine sindiremediler- görülmü?tü ki, Mustafa Kemal her ne olursa olsun siyaset zemininin d???na at?lmal?yd?. Siyaset zemini ve politika yapmak onlara yüce Allah’?n bir lütfü olarak verilmi?ti. Bunun, nedeni apaç?k ortadayd?. Mustafa Kemal asker olarak Milli Mücadeleyi yapm??, son kullanma tarihi geçmi?, yani görevi tamamlanm??, onun politikada ne i?i olabilirdi ki… Onun siyasete soyunmas?n? istemeyen III. Me?rutiyetçilere göre, siyaset deneyim gerektiriyordu. Asl?nda, onlar?n zemininde yap?lan politika üçkâ??tç?l?k gerektirir, “olmaz? olur” yapmak için icra-y? sanat e?lenirdi. Zaten liderin etraf?ndakiler, onu sadece asker olarak görüyor, siyasete pek de yatk?n görmüyorlard?. Siyasi deneyiminin ise, sadece ve sadece kendilerinde alabildi?ince var olduklar?na inan?yorlard?. Sava? bitti?ine göre, Mustafa Kemal de aynen George Washington gibi çiftli?ine, Atatürk Orman çiftli?ine çekilmeliydi. Bu arada yeri gelmi?ken, onun büyük emeklerle vücuda getirdi?i, bozk?r?n ortas?nda ye?ertti?i Orman çiftli?inin ?imdilerde iyice yer ile yeksan edildi?inin bilmem fark?nda m?s?n?z? III. Me?rutiyetçiler saltanat?n kald?r?lmas?ndan tam 32 gün sonra onun milletvekili seçilmemesi için yeni seçim kanun teklifi bile yapm??lard?. önerilen yeni seçim yasa tasar?s?nda “Misak-? Milli s?n?rlar? içinde do?mu? olmak ve bir yerde be? devaml? oturmu? olma ko?ulunu getirmi?lerdi. Do?rudan kendisini hedef alan bu yakla??mla onu siyaset zemininin d???na atman?n dayan?lmaz hafifli?ini ya?amak istiyorlard?.

Evet, sevgili okurlar Kurtulu? Sava??ndan sonra, Türkiye Cumhuriyetinin kurulu? çal??malar? devam ederken, bundan tam 91 y?l önce, 1923 y?l?n?n Ocak ay?nda yeni Türkiye Devletinin temeline konulmak için üç harç haz?rlanm??t?. Bu temele konulacak üç harç üç gün içersinde kamuoyuna servis edilmi?ti.

Bunlardan birincisi kökten dinci, fundemantalist ?slâm’?n manifestosu, Hoca ?ükrü Efendi’nin 14 Ocak 1923 tarihinde ortaya ç?kard??? ünlü “Hilâfet-i ?slâmiye ve Büyük Millet Meclisi” Risalesiydi. Bu risale bugünkü ?ran ?slam rejiminin Sünni versiyonundan ba?ka bir ?ey de?ildi. ?ran’daki “Velayet-i Fakih”(?slam ?eriat? Koruyucular? Kurulu) Kurumu gibi, Hilafet Kurumunun yasama, yürütme ve yarg?’n?n üstünde tüm ülke çap?nda örgütlendirilmesini içeriyordu. Kum gibi Konya da dini merkez olarak yap?land?r?lacakt?. General Refet Bele, TBMM Hükümetinin Temsilcisi olarak gitti?i ?stanbul’da Halife Efendiye “Konya” adl? bir de at hediye etmi?ti. K?saca, devletin üzerinde bir “Ahund” ya da “Molla” (?ii Din Adamlar? örgütü) ?emsiyesine benzer bir “?mam-Hoca” güç alan? olu?turulmas?n? içeriyordu. Her ?eyden önce dünyevî yeryüzünde “Egemenlik kay?ts?z ko?ulsuz Allah’?nd?r.” ve “Halife Meclisin, Meclis Halife’nin” umdeleri ilkele?tirilmi?ti. Onlara göre, hele ki saltanat kald?r?ld?ktan sonra, Halife’nin dünyevî devletten ayr? dü?ünülmesi ak?llara ziyan bir davran?? biçimiydi. Yani anlayaca??m?z, Siyasal ?slam “Anadolu ?slam Federe Devleti” manifestosunu ortaya koymu?tu.

Peki, Milli Mücadele bunun için mi yap?lm??t?? Ku?kusuz hay?r. Bu durumda ihtilâlin genç ve devrimci kadrolar?nca bu bildirgeye mutlaka ve kesin bir yan?t verilmesi zorunluydu. Tabii ki, yan?t da gecikmedi. Ulusal Kurtulu? Sava??n?n önderi Mustafa Kemal iki gün sonra, 16 Ocak 1923 tarihinde, ?zmit’te saat 21.30’da ba?lay?p gece yar?s? saat 03.00’e kadar 5,5 saat süren ve Milli Mücadeleyi destekleyen 6 gazetenin ba?yazar? ile yapt??? ilk ve tek bas?n toplant?s?yla buna bir cevap verdi, pir yan?t verdi. Devrimci I. Grubun sesi olarak kurulacak yeni Türk devletinin bildirgesini bir ç?rp?da aç?klam??t?. Kurulacak devlet, laik, kat?l?mc?, demokratik hukuk tabanl? bir devlet olacakt?. Allah ku?kusuz evrenin tek hâkimiydi, ama uhrevili?in d???nda be? duyunun alg?lad??? ülkede “Egemenlik kay?ts?z, ko?ulsuz milletindir” düsturu kabul edilecekti. Hiçbir güç TBMM’nin üzerinde olamayacakt?. TBMM’nin genel kurul salonuna bu düstur yaz?ld??? gibi Devrim mahkemelerinin duvar?na da "?stiklal Mahkemesi mücahedesi (din sava??m?)’nde yaln?zca Allah’tan korkar" mottosu yaz?lm??t?.

III. Me?rutiyetçilerin bu hamleyi alg?lamas? ve kar?? koyma refleksini aç?klamas? çok uzun sürmedi, bu kez “Do?u Halklar? Vaizi” s?fat?yla Ankara’ya gelen Bediüzzaman Said-i Nursi 19 Ocak 1923 tarihinde TBMM’de milletvekillerine Il?ml? ?slam’?n manifestosu “Avamir-i A?ara”(On Emir)y? aç?klay?p, Ankara’y? terk etti. O da diyordu ki, k?saca “devletin bütün çark? ya hocala?acak, ya da hocalar devlet sistemini yönetecekti.

Evet, sevgili okurlar 1923 y?l?n?n Ocak ay?n?n ortas?nda sadece ama sadece üç gün içersinde üç ayr? bildirgede, birbirinden farkl? üç ayr? model ortaya konulmu?tu. Türk demokrasi sahnesinde zaman zaman görüngesi de?i?se de, iki ana aks ya iktidar oldu, ya da muhalefet görevi üstlendi, oysa Said-i Nursi müritli?iyle yola ç?kan Vaiz Lobisi “Il?ml? ?slam” 1950’den sonra iktidarlarla ittifak yapmay? ye?ledi… Gücün arkas?nda saflar? s?kla?t?rd?. Son mahalli seçimlerde “Tape” taklak olsa da, durum hiç ama hiç de?i?medi, sevgili okurlar…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim