• BIST 99.785
  • Altın 275,046
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 24 °C
  • Hatay : 19 °C
  • Kmaraş : 17 °C

'Kişilik' ve 'Kimlik' Sorunları

14.08.2015 10:51
Ömer AĞAÇLI

Ömer AĞAÇLI

“Kişilik” ve “Kimlik” kavramları bu yüzyılda en yoğun kullanılan kavramlar arasına girdi. Sosyal bilimler alanında çalışanların ağzında bu yüzyılın hastalığının “ kimlik bunalımı” olduğu yönündedir.

 “Kişilik”, bir insanın fıtrat eksenli özellikleridir. Kişilik( karakter) bireysel ve sosyal varlık olan insanın kendine özgü davranış özellikleridir. “Kişilik”, insanın kendi doğasına göre her iki boyutlu bütünleşerek, yaratılış amacına göre kendini gerçekleştirmesidir.

Kimlik tartışmalarının yoğun olarak tartışıldığı şu günlerde bu iki kavramın birbirlerinin yerine, kişilik yerine kimlik kavramı kullanılmaktadır. Kişilik, nesnel, gözlemlenebilir bir gerçeklik alanı olarak anlaşılırsa; kimlik bu gerçekliğin dışa vurması, ülke veya toplum imgesi bu gerçekliğin dışarıdan algılanmasıdır. Bu bağlamda kimlik ile imge özdeş değildir. İmge varlığın dışarıdan algılanması, kimlik ise varlığın kendi kendisini tanımlamasıdır.

“Kişilik”, insanın zati niteliğidir. Ali Şeriati’nin ifadesiyle “ İnsanın asaleti, manevi ve ahlaki yüceliğidir. Başkalarının gözündeki vehim ve hayaller değildir.”                                                 İnsanın kişiliğini ancak zati olan aşkın değer ve ilkelerle inşa edebilir. Çünkü insanın manevi boyutu, ruhsal yönü Allah’ın zatı ile bağlantılıdır. Yani ruhumuzla Allah ile bağlantı ve birlikteyiz. “ İnsana ruhumdan ruh nefyettim.” Ayeti ile işaret edilen var oluş gerçeği bu durumdur. Bu bağlamda söylenebilecek olan “ din, insanın kişiliğini fıtrat eksenli kurmasını kurmaktadır.”

İnsanın hayat serüvenin de idrak edemediği şey “ nefs” ile “ ruh” arasındaki farkı idrak edememiş olmasıdır. Dünyada ne kadar kötü huy varsa bunlar nefse ait olanlardır. Dünyada ne kadar iyi huy varsa bunlarda ruha ait olanlardır. İnsan kendini nefsine göre inşa edemez. İnsan kişiliğini ruhun sıfatlarına göre inşaa edebilir. Ahlak denilen zaten nefsin ruha tabi olmasıdır. Bütün kişilik bozuklukları nefsin elinde insanın esir olmasıdır. Nefsin elinden kurtulamamış insanın kişiliği normal olamaz.

Şimdi gelelim “ kimlik” konusuna. En yalın ifadeyle kimlik, insanın, gurupların, toplumların kendilerini nasıl tanımladıklarıyla ilgilidir. Kimlikler varlık bilinci ile ilgilidir. Burada asıl söylemek istediğim, dinin bir kimlik aracı olarak kullanılmasının hakikatte hiçbir karşılığı yoktur. Din, kişilik inşaa etmektedir, kimlik inşa etmez. Bir kimsenin kendini Müslüman, mümin ve hatta takva ehli olarak tanımlamasının hiçbir karşılığı yoktur. Böyle bir iddiada hüküm veren sadece Allah’tır. Allah nezdinde karşılığı olan bir sıfatın kullanılmasının beşeri boyutta bir karşılığı yoktur. Bu konuyla ilgili Değerli İlahiyatçı HÜSEYİN ATAY’IN şu sözleri kayda değer niteliktedir. Sayın Atay: “ İman, insanın kalbiyle yani ruhuyla ilgilidir. Bunun dış görünüşü yoktur. Bu nedenle kimin gerçekten iman sahibi olduğu bilinemez. Kur’an Hucurat Suresinin 14. Üncü ayetinde bu kimselerin hallerine değinir. Kendilerini ölümden kurtarmak için iman ettik diyenlere, “ Hayır, iman etmediniz, çünkü imanda doğru olmak kalben tasdik şarttır.”cevap vermiştir. Görüntüde ( zahirde) emirlere boyun eğdiklerinden dış görünüşe göre Müslüman olduk diyenleri ihtar etmiştir. Şu kadar var ki din ilahi olandır. Din insanın kişiliğini inşa eder. Kimlik ise beşeridir… 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim