• BIST 99.785
  • Altın 275,132
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 24 °C
  • Hatay : 19 °C
  • Kmaraş : 17 °C

Kiliseden Ateş Ettiler

03.02.2016 12:46
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

İki aydır Güneydoğu Anadolu bölgesinde, teröristlere karşı operasyonlar devam ediyor. Yüreklerimiz ağzımızda televizyon ekranlarından Kahramanlarımızı izliyoruz, Sur’da, Cizre’de, Silopi’de, Nusaybin’de… Canlarını dişlerini takarak, terör belasından ülkeyi uzak tutmaya çalıştıklarına şahit oluyoruz, hem de neler pahasına. Çoluk çocuklarını bir güvenli limana bırakarak, bu ölüm bölgelerine geldiklerini duyumsadığımızda yüreklerimiz burkuluyor. Arkasından, kan ve gözyaşının seller olduğu şehitlerimizin Hüda’yla bütünleştiği merasimleri görüyor, içimizden bir şeylerin aktığını hissediyoruz. Kimsenin inkâr etmeye gerek duymadığı bu savaş benliklerimizi sarmış, her yanımızı kuşattığına şahit oluyoruz.. Neredeyse üç aydır, hemen her gün güvenlik görevlilerinin evlerine ateşler değil yıldırımlar düşüyor, düştüğü yerlerde yangın yerine dönüyor. Doğru söze ne buyurular, ateş düştüğü yeri yakıyor. Gün geçmiyor ki, şehitlerimizin sabi çocukları ve çocuklarını büyük bir vakurla gömen ebeveynleri görüyor, hüzünleniyor, hüzünleniyoruz. Barışta çocuklar, ebeveynlerini savaşta ise ebeveynler, kınalı kuzularını gömerler… Ebediyete intikal eden çocuklarının tabutu önünde “Devlet ebet müddet”  şiarıyla bütünleşmiş aileler ve kalan uzuvlarıyla dimdik ayakta duran Gazilerimiz… Gizlenmeyen, gizlenemeyen adını ne koyarsanız koyun bu savaş insanları önüne katmış sürüklüyor. Sebep belli. Barış sürecinde başıboş bırakılan yerlerde depolanmasına göz yumulan ya da görmezden gelinen silah ve mühimmatın ölüm ve dehşet kusmaları. Barış söylemleriyle geçirdiğimiz zaman içerisinde, yaşanan pervasızlığın bedelini, diyetini ödüyor, Emniyet güçleri. Allah, Güvenlik güçlerimizin gazalarını mübarek etsin, hayâsızların silahlarından çıkan kurşunlara göğüslerini siper ediyorlar, şehit oluyorlar. Çok zor bir iş yaptıklarını bu ülkenin kendilerine verdiklerini son kuruşuna kadar helal-i hoş olsun. Şehit kabirleri Cennet Bahçesi (Ravda-i Mutaharara) Peygamberimizin mukaddes kabristanı ile yekvücut olmuş, sevgili dostlar. Size tavsiyem, bir on dakikanızı ayırın, bir şehitliği ziyaret edin, ateş düştüğü yeri yakar ama gidin, görün o huşu-yu makbereyi tüm benliğinizde hissedin. Bir şehidin mezarına Peygamberin kabrine yaklaşır gibi bir edep ve tevazu içinde yaklaşın. Şair Nabi’nin ifade ettiği gibi; :

 

“Sakın terk-i edepten, Kuy-i Mahbub-i Hüdadır bu
Nazargâh-i ilâhidir, Makam-ı Mustafa'dır bu”

 

“Burada Edebe aykırı davranıştan sakın. Burası Cenab-ı Hakkın sevgili kulunun bulunduğu yerdir. Allah’ın rahmet nazarı ile baktığı, Hz. Mustafa’nın makamıdır bu yer.'' diyerek bu edep ve alçak gönüllülüğü içinizde duyumsamaya çalışın. Hiçbir zaman saygıda kusur etmediğimiz hangi ana kuzusu şehidimizin yattığı yerin yanı başında dikilerek o ay-yıldızlı bayrak altında yaşadığımız zamanı bizlere hediye eden aziz şehitlerimizi yâd ediniz, yudum, yudum…

Televizyondaki haberleri izliyorum, sanki bilinmeyen bir şey gibi spiker, Sur ‘daki aziz şehitlerimizi anons ederken, “Kiliseden ateş ettiler” yorumunu yapıyor, sanki ilk defa oluyormuşçasına. Yok, be, sevgili kardeşim, diyorum kendi kendime, “bu geçen yüzyıldan kalma bir Ermeni komitacıları taktiğidir”, onlarda öğrendiklerini yapıyorlar. Hatta onlar bölgedeki Amerikan misyon binalarını da kullanıyorlardı. Belgemi istiyorsunuz? İşte size belgesi. Mersin ABD Konsolosu Edward Nathan, doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığ[1]na ABD'nin İstanbul Büyükelçisi William W.Rockhill'e gönderdiği 14 Kasım 1912 tarihli raporunda silahlı Ermenilere yapmış oldukları yardımları, Balkan savaşının yol açtığı belirsizlik ortamında itiraf etmek zorunluluğunu duymuştu.[2] Birinci Balkan Savaşının o belirsizlik ortamında alınacak önlemleri gözden geçiren bölgedeki Amerikan Misyonu, 1909 olaylarında Türkleri ateş altına almak için Ermeni çetecilere kendi binalarını kullandırmak suretiyle yapmış oldukları yardımı açıkça aşağıdaki şekilde resmi belgelerinde itiraf etmek mecburiyetinde kalmıştı, aşağıdaki satırları hep birlikte okuyalım ve ibret alalım:

“Haçin'e komşu yerlerden alınan raporlar, Türklere karşı her hangi bir karışıklık meydana geldiği takdirde, 1909'daki Ermeni Direnişi'nin intikamını almağa girişileceğini göstermektedir. Bu bağlamda, silahlı Ermenilerin 1909 yılında olduğu gibi Amerikan misyon binalarına girip, Türkler üzerine ateş etmede bir üstünlük kazan­dıkları gibi benzer tekrarlardan kaçınılması gerektiğini ve Amerikan kurumlarının büyük kısmının kadınlarla yükümlü olacağını Büyükelçiliğe belirtmek isterim. Bu tür hareket korkunç olaylara neden olabilir.

Gerçek bu kadar çıplak, güvendiğimiz dağlara çığlar düşerken bir başka deyişle bu kadar acımasızken, içimizdeki ümidi ne zaman yeşertecek dost bildiklerimiz. Arap Baharından sonra bahar da kalmadı ki sevgili okurlar…

 

[1] Washington National Archives (Ulusal Arşiv Dairesi), RG 59, Kuru 4515: Mersin ABD Konsolosu Edward Nathan'ın doğrudan ABD Dışişleri Bakanlığına gönderdiği 15 Kasını 1912 tarihli raporu

[2] Washington National Archives (Ulusal Arşiv Dairesi), RG 59'), Kutu 4515 Mersin ABD Konsolosu Edward Nathan'ın ABD'nin İstanbul Büyükelçisi William W.Rockhill'e gönderdiği 14 Kasım 1912 tarihli raporu

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim