• BIST 116.829
  • Altın 322,014
  • Dolar 6,0825
  • Euro 6,6031
  • Adana : 16 °C
  • Osmaniye : 14 °C
  • İçel : 16 °C
  • Hatay : 15 °C
  • Kmaraş : 13 °C

İstikamet kerametten üstündür!

27.08.2014 15:49
Recep ÖZCAN

Recep ÖZCAN

Anadolu insanının saflığı, mertliği, yiğitliği, doğru sözlülüğü ve cesaretinin yanında maalesef çok kötü bir huyu var.

Her söylenene inanmak gibi…

Hâlbuki atalarımız ne demiş?

İstikamet kerametten üstündür

Günü kurtarmak için söylenen yaldızlı sözler, gösteriş için kılınan namaz, tutulan oruç veya gözyaşları sadece kişinin kendi menfi duygularını tatmin etmek için cumhuru kandırmak adına kullandığı malzeme olabilir.

Bu sebeptendir ki istikamet sorgulanmalıdır.

Söz ve söylemlerine inanılan kişi; Dün ne diyor, bugün ne uyguluyor…

Yalancılık, dolandırıcılık, hırsızlık veya haksız kazanç elde edilen uğraşlar varsa bir kişide namaz kılsa da boş, oruç tutsa da boş, mazlumlar için gözyaşlarına da boğulsa boştur.

Bu açıklamaları yapmamla birlikte bu yazımda günümüzün birçok insanının taparcasına sevdiği yeni Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın istikametini sorgulayacağım.

Kronolojik sırayla yazmak isterdim lakin tüm söylemler üzerinden gidersek bu yazı makale olmaktan çıkıp destan olma hüviyetine kavuşur. Bu sebeptendir ki Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sadece aklıma gelen belli başlı söylemde farklı uygulamada farklı olan yaptırımlarını yazacağım.

Ülkücü şehit Mustafa Pehlivanoğlu’nun idam edilmeden annesine yazdığı mektubu okuyarak milliyetçilerden oy alma gayreti içine giren Erdoğan seçimden sonra ölen babasının cenazesine bile katılmamıştır. Cenazeye yine ülkücülerin Bilge Lideri Devlet Bahçeli sahip çıkmıştır.

*     *    *    *    *

İsrail’e söylemediğini bırakmayan Erdoğan’ın İsrail’in Filistinli mazlum Müslümanları katletmek için savaş uçaklarının kullandığı jet yakıtını Kuzey Irak’tan oğlunun gemileriyle teslim ettiği ortaya çıkmıştır.

*     *    *    *    *

Sayın Erdoğan Davos zirvesinde İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Peres ile arasında geçen “one minute” krizi sonrası Türkiye’ye dönüşünde Davos Fatihi diye karşılanmıştı. Aynı Erdoğan ilk iş olarak Türkiye – Suriye sınırındaki mayınlı arazilerin temizlenme ihalesini İsraillilere vermeye kalkışmıştı.

*     *    *    *    *

Muhalefet Terörist başı Abdullah Öcalan ile görüşüyorsunuz dedi. Bu iddialar üzerine Sayın Erdoğan “Görüşen şerefsizdir” dedi. Sonraki süreçte Ak Parti olarak değil devletin gerekli organları görüşüyor dedi. Günümüze gelindiğinde ise izni ben verdim görüşebilirler dedi.

*     *    *    *    *

17 ve 25 Aralık operasyonlarında çıkan ses kayıtlarına sadece montaj diyen Erdoğan gelinen süreçte kendisini ve kabinesini dinlemişler dedi. Aslında bu cümle itiraf niteliğindedir. Demek ki piyasaya çıkan ses kayıtlarında geçen olaylar gerçek demektir.

*     *    *    *    *

Bedelli askerlik isteyenler için Meclis Grup Toplantısında benim fakir vatandaşım nasıl para ödesin diyen Sayın Erdoğan’ı salondaki topluluk elleri kırılır derecesinde alkışlamıştı. Erdoğan’ın ileri tarihli yaptığı grup toplantısında sizlere müjde veriyorum diyerek bedelli askerliği getireceğini açıklaması üzerine aynı topluluk yine elleri kırılır derecesinde alkışlamıştı. Burada her iki söylemi de alkışlayan topluluğun samimiyetsizliğine mi yanarsın yoksa Başbakanın işgüzarlığına mı artık siz karar verin.

Elbette yazacak çok şey var lakin uzatmanın âlemi yok bu kadar yazılanlardan sonra vatandaşların Erdoğan’a olan sevgi ve saygılarında azalma yoksa kelam tükenmiş demektir…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Hasan Bozkurt
30 Ağustos 2014 Cumartesi 13:07
13:07
Bir gün Şahı Nakşibendi Hazretleri Buhara’nın bir köyünde konaklamıştı. Şahı Nakşibendi Hazretlerinin köylerine teşrif ettiğini duyan herkes sohbetinden nasiplenmek için bulunduğu mekâna akın ettiler. Köylülerden birisi gelirken yanında bir sepet armut getirdi. Ev sahibi armut sepetini şahı Nakşibendi hazretlerinin önüne koydu.

Şahı Nakşibendi Hazretleri sepetteki armutları mecliste bulunan herkese dağıttı fakat armudu yememelerini söyledi.

Sonra armudu getiren köylüye dönerek; Söyle bakalım bu armudu ikram etmekteki maksadın neydi? Diye sordu.

Armudu getiren köylü önünde ki armuda bakarak mahcup bir halde şu itirafta bulundu;

Efendim beni bağışlayın, sizin keşfi keramet sahibi bir mürşit olduğunuzu duymuştum. Acaba gerçekten öyle midir, değil midir diye denemek istedim. Sepetteki armutlardan birisine işaret koydum. Eğer bu zat dedikleri gibi biriyse bu armudu bulur ve bana verir dedim. Bağışlayın efendim cahillik ettim der.

Şahı Nakşibendi Hazretleri adama dönerek, peki efendi elinde ki armut işaretlediğin armut mu? Adamcağız utanarak mahcup bir vaziyette evet efendim der.

Bunun üzerine şahı Nakşibendi Hazretleri cemaate hitaben şöyle buyurdu;

Allah’ın veli kullarını denemeye kalkışmak hiç uygun bir davranış değildir. İstikamet üzereyse, Resulullah’ın sünnetini yaşıyorsa eğer, bir mürşidi imtihana hacet yoktur. İstikametten daha doğru bir ölçü olmaz. Biz şu adama işaretlediği armudu keramet göstermek için değil, bizden uzak kalıp zarar görmemesi için bulup verdik
95.7.227.176
mustafa
29 Ağustos 2014 Cuma 16:31
16:31
siz kimin kalemisiniz önce onu sorgulamak lazım.
85.99.141.240
erol taner
29 Ağustos 2014 Cuma 01:01
01:01
sevgili özcan yazını ilk defa okuyorum harikasın gözlemlerin inanılmaz sizi hep takip edeceğim ..allah size sağlık kaleminize güç versin...
195.142.92.155
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim