• BIST 99.785
  • Altın 275,070
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 24 °C
  • Hatay : 19 °C
  • Kmaraş : 17 °C

İslam’ın İslamafobiya Sorunu

19.01.2015 17:03
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Lütfen bakar mısınız? Bilmem farkında mısınız? Paralel yapıdan sonra bugünlerde yine hemen her şeyi “İslamofobya” olarak açıklanmak moda oldu. Daha doğrusu yeni ötekinin adı “İslamofobya” oldu. Eğer siz hemen her şeyi “İslamofobya” çerçevesi içerisinde açıklamaya başlarsanız, işte o zaman tehlikeli duruma doğru bir tırmanmaya doğru doludizgin gidiyorsunuz, demektir. Kaçınılması gereken budur.

Olaya şimdi de bir de tersten bakalım, lafı evelemeden, gevelemeden söyleyelim,  “İslamofobya” sorunu bir gerçek. İslam medeniyeti Bat uygarlığı ile savaş literatürü ile söyleyelim, angajmana girmiştir. Eğer İslam bu işe angaje olduğunda, İslam’ın da “İslamofobiya” sorunu başlamış demektir İşte o zaman vakit geçirmeden “İslamofobiya” ile mücadeleye daha doğru bir deyimle Batıyı İslam korkusundan sıyırıp insani değerler bakımından anlatmaya başlamanız gerekmektedir.

Batı ülkelerinde giderek yaygınlaşma eğiliminde olan İslam korkusu birbirinin içine geçmiş çok sayıda sosyo-psikolojik etmenin ürettiği bir şizonoid ve paranoid bir hastalıktır, daha doğru bir deyişle bir patolojik olgudur.

Bu etmenlerin içinde genel olarak vahşi kapitalist sistemin özünden kaynaklanan, bu süreç ve politikalarının üretmiş olduğu toplumsal değer yargıları, insan, toplum, tarih, kültür ve evren algıları, hedonist ekonomik rekabet tutkusu ve kaygısına kadar çok sayıda politik, sistemik, sosyolojik ve psikolojik sapkınlıkları yer almaktadır. Yukarıda da ifade edildiği gibi “Batının İslam Korkusu ve Karşıtlığı Psikozu” birbirinin içine geçmiş çok sayıda sosyo-psikolojik etmenin ürettiği travmatik bir hastalıktır. Bu hastalığın temel sosyo-kültürel nedeni tek boyutlu bilgiye ve tek boyutlu eğitim sistemine dayanan Batı tarzı dünya görüşüdür. Bu sistem bireyleri çocuksu narsizm aşamasında kilitleyerek onların empati yapma, sevme, güvenme, paylaşma, şefkat etme ve adaletli davranma gibi insani duygularının gelişmesini önlemektedir. Bu sistemle yetişen batı bireyleri sosyal çevrelerine karşı derin ve yıpratıcı kuşku ve güvensizliklerle dolu bir nevi travmatik olgudurlar. Onlardan farklı olan herkes onların düşmanıdır ve onların acımasızca yok edilmesi gerekir. Dolayısıyla bu ortamda sürekli şiddet, ayrımcılık, yabancılaşma ve toplumsal kutuplaşma(polarizasyon) ve parçalanma söz konusudur. Öyle ki, bu tür insanlar karşıyı, ötekiyi bilmemekte, öğrenmemekte bir nevi kararlılık gösterisi icra etmektedirler.

Peki, bununla nasıl mücadele edilmelidir? Bir kere her şeyden önemlisi, karşıyı, ötekiyi öğrenmemekte direnen Batı tarzı eğitim almış bireyleri hoşgörülü hale getirmek, İslam’a, ötekiye karşı volümleri kapatan insanların volümlerini açmakla işe başlanılmalıdır. Önerilen model iki boyutlu bilgi, iki boyutlu eğitim ve iki boyutlu meşruiyettir. Böyle bir toplumsal ortam sevgi, şefkat, paylaşma, dayanışma ve diyalog gibi insani niteliklere sahip olan bireyler meydana getirecek ve birey ve toplumlar arasında barış, kardeşlik ve dayanışma oluşabilecektir. Yoksa işimiz zor, iş işten geçmeden “İslam’ın İslamafobiya Sorunu” hızlanmadan, Mevlana Felsefesi Batıya karşı harekete geçmelidir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim