• BIST 94.137
  • Altın 282,305
  • Dolar 5,8801
  • Euro 6,4975
  • Adana : 22 °C
  • Osmaniye : 23 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 24 °C
  • Kmaraş : 22 °C

İnsanın Başkalarının Üstünden Var Oluşunu Gerçekleştirmesi Sorunu (2)

06.10.2015 06:27
Ömer AĞAÇLI

Ömer AĞAÇLI

Özgür ve özgün, ilahi kökenli bir varlık olan insanın kendini gerçekleştirmelerinde yaşadığı en önemli sorunu şudur: Her insan kendi zamanının çocuğudur. Her insan kendi zamanına, mekânına tutunmak durumundadır. Yaşam, zaman ve mekâna bağlıdır. Yaşam, zaman ve mekâna yaslanmakla gerçekleşir. Düşünme bir fiildir. Bu da hayattır. Zaman, mekân olmasa düşünme fiili gerçekleşemez. İnsan kendi zamanına göre düşünür. Doğrusu budur. Fakat hayatta kimileri geçmişin hatıralarına, kimileri de geleceğin hayallerine tutunarak yaşadığına şahit oluyoruz. Bu iki halde sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Her iki halde de insan boşluğa savrulur, anı ıskalar.

İnsan hayatı deneyimlerden ibarettir. İnsan, yaşayarak öğrenir hayatı. Yaşamadığı şeyi bilemez. Hayat tecrübedir. İnsanın kendini gerçekleştirmesi de budur aslında. İnsan beden kalıbında yaşayan ruhtur. Bu nedenle her şey manevidir. Fakat bu gerçeği bugünün insanlarına kabul ettirmek zordur. Günümüz insanı madde çıkmazındadır. O nedenle hayatı iki boyutlu anlatmaya çalışıyoruz. Maddi ve manevi diye… Manevi gerçekleştirmeler insanın fıtrat dairesinde, fıtrata göre, ruhsal tüm bağlantı ve unsurların bütünlük kazanmasıyla olur. Maddi gerçekleştirmeler de halk âleminin doğru bilgileriyle olur. Bilim ve felsefe maddi âlemin beşeri zihindeki karşılıklarıdır. Fakat ne bilim ne sanat insana hayatın ne amacını ne de anlamını verebilir. Bu nedenle beşeri bilgiler dinin yerine ikame edilemezler.

Son sözlerimize gelince; insanın maddi, manevi kendini gerçekleştirememesi sorunların kaynağında bulunuyor. Bir yönü baskın olanlar bütünlükten uzaktır. Manevi yönden güçlü olanlar maddi yönden güçlü olanlar kadar bütünlükten uzaktırlar. Kendini gerçekleştirmeler her iki boyutta olmak durumundadır.

Her iki alanda sorunları olanlar hep ötekilerin sırtından gerçekleştirmelere başvururlar. Her iki alanda da nefis toparlanmazsa bu sorunlar kaçınılmazdır.

Ruhun hâkimiyetine girememiş bir nefis tam olarak toparlanamamıştır. Toparlanamamış nefistir bütün bu illetleri ortaya çıkaran. Nefsin tüm huyları kötüdür, kötülük üretir. Burada nefsin kötü huylarını saymamız mümkün değildir, ama temelde en etkin olanı nefsin kendine varlık vehmetmesidir. Yani kendi var olduğunu duyurması, kendini pazarlamasıdır, bunun için her yolu denemesidir. Bu da “ tahakküm egosu” diye adlandırılan şeydir. Nefsin aklı ve idraki olmadığı için, kendin var kılabilmek, kendini duyurabilmek için her yolu icad ederek, başkalarının üstüne atlayarak, onların üzerinden geçinir. Bunun için sürekli kendini haklı çıkartmak için rasyonalizasyonlara başvurur. Nefsi baskın, yakayı kurtaramayan insan hem kendini hem de başkalarını araçsallaştırır. Allah’ın dini İslam bu gün ne hale gelmiştir. Din, bu gün en yoğun bir biçimde araçsallaştırılmıştır. Din, din olmaktan çıkmıştır. Allah’ın laneti dini araçsallaştıranların üzerine olsun….

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
B.Tanıl
14 Aralık 2015 Pazartesi 13:54
13:54
Amin...
212.253.107.181
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim