• BIST 94.137
  • Altın 282,217
  • Dolar 5,8801
  • Euro 6,4975
  • Adana : 21 °C
  • Osmaniye : 22 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 24 °C
  • Kmaraş : 22 °C

İnsanın Başkalarının Üstünden Var Oluşunu Gerçekleştirmesi Sorunu (1)

26.09.2015 18:10
Ömer AĞAÇLI

Ömer AĞAÇLI

İnsanın var oluşunu başkalarının üzerinden gerçekleştirmesi ( hegomonik ilişkilere girmesi) bir sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Bu sorun üzerinde ciddi araştırmalar yoktur.

İnsanın bu halleri onun var oluşsal doğasını çözümlemeden açığa çıkarılamaz.

“İnsan doğası” üzerine şimdiye kadar yapılan tanımlar, daha ziyade batı mahreçli kuşa çevrilmiş tanımlardır. İnsanda tam karşılığı olmayan, insan bütüncül olarak kavrayamayan tanımlardır. Batının bu kuşa çevrilmiş insan tanımları üzerine inşa edilen bilim dalları da gerçeklerden uzak zihin kurgularıdır, sorunlu bilgi alanlarıdır.          

Var oluşta insan doğası Allah’tan bağımsız ve kopuk olarak düşünülemez. Hatta tüm evren ve evrendeki varlıkların Allah’tan bağımsız olduğunu düşünmek vehimden ibarettir. Bu bağlamda insan doğası gereği varlığını ilişkilerle sürdürür. İnsan hem kendisiyle diğer insanlarla, fiziksel çevreyle ve Allah ile ilişkisi bunların en hayati olanlarıdır. İnsan, var oluşunu bu ilişkilerden bağımsız olarak sürdüremez. Şu kadar ki insan, birlikte var olan bir varlıktır. İnsan doğasının gereği ruhsal, toplumsal, öznel, nesnel, maddi, manevi, gereksinimlerini gündeme getirir. Tüm sorunlar insanın var oluşsal bütünlüğünün bozulmasıyla ortaya çıkmaktadır.

İnsan, doğasını doğru bilmek zorundadır. İnsan, beslendiği kaynakları doğru bilmek zorundadır. İnsan, kaynaklarına sırtını dönerse bütünlüğü bozulur. Varlık münasebetleri alt üst olur. İnsan dinsiz olamaz. Din bir varlık meselesidir. Din insanın bakışlarını mutlak olana çevirir ki mutlak olandan beslensin, ebedileşsin, O’ na benzeyerek olgunlaşsın diye… Allah’a yüzü dönmeye “ takva”; Allah’tan yüzü dönmeye de “masiva” denilir. Takva, var oluş; masiva yok oluştur.

İnsan, ruhen yüceldikçe, idrak boyutu genişler. İnsanın ruhen güçlenmesi manevi değerlerle olur. Değerler hayatın üzerinde yükseldiği manevi direklerdir. Değerler, fıtri şeylerdir. Hiçbir zaman değişmezler. Din, insana ruhen güçlenmenin methodunu verir. Din dışında hiçbir alanda bu method yoktur. İnsan, dinden beslenmezse o zaman içgüdülere ve hayvani doğallıklara teslim olur. İman, özün tecrübesi, özden beslenmedir. İlahi olandan insani olana doğru hayat akışıdır. Bilgi ve bilinç akışıdır. Bu nedenle iman, sağlıklı düşünce ve eylem için var oluşsal bir zorunluluktur. İmandan kopuk bir eylem insanı fıtrat dairesinin dışına savurur. İnsanın tüm sorunları bu savruluşlarda yaşadığı hallerden başka nedir ki? İnsanın bütünlük kazanması iman ve eylem bütünlüğüne bağlıdır. İman, sentetik şeylere nefsi kaptırmanın önünü keser. İnsan amaçlı bir varlıktır. İnsanın kendini gerçekleştirmesi onun amaçlı bir varlık olmasındandır. İnsanın kendini gerçekleştirmesi, yaradılış amacına göre maddi, manevi boyutta ortaya çıkanlardan ibarettir. İnsanın en önemli var oluşsal sorunu bu noktada ortaya çıkar. O da, eğer insan yaradılış amacına göre kendini gerçekleştiremezse, hem kendini hem de ötekilerini araçsallaştırır.

Vahiy, akla yol göstermektedir, aklın önünde nur’dur. Vahiy, hakikatin üç konusunun mahiyetini açıklar. Hakikatin üç konusunun mahiyeti doğru bilinmeden akıl doğru hüküm veremez. Diğer taraftan insanda metafizik varlık alanına iman olmazsa akla şüpheler hakim olur. Dini kabul etmeyen kimseler bakınız, özellikle ateistlere hepsi şüphelerle boğuşuyorlar, savruluyorlar savruldukça karanlıklara gömülüyorlar, sonunda da özgüvenlerini yitiriyorlar, verdikleri hükümlerde “ batıl” oluyor.

İman, bir var oluş meselesi olarak özgürlüğün tecrübesidir. İnsan, sentetik şeylerden kopmadan özgürleşemez. İnsana özgürlüğünü kaybettiren nefsinin heva ve hevesleridir. Nefsin havlayan istek ve arzuları insanı esir eder. İman, insanı nefsinin elinden kurtaran tek faktördür. İnsan iman konusu olan o metafizik değerleri kabul etmesin, nefsinin elinde oyuncak olur.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim