• BIST 97.886
  • Altın 277,968
  • Dolar 5,8286
  • Euro 6,4899
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 17 °C
  • İçel : 21 °C
  • Hatay : 12 °C
  • Kmaraş : 12 °C

İmam Sabit, Muallim Müteharrik

05.01.2015 15:32
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Kuşkusuz olayların perde arkasını araştıran, irdeleyenlerin kabul ettiği bir gerçektir ki, halkı yanına almada “İmam, Muallim”e karşı bariz bir üstünlük sağlamış, halkla ilişkiler maçından galip ayrılmıştır. Şimdi durduk yerden, “İmam”ın, maarif ya da okul hocası “Muallim”e karşı sağlamış olduğu bu açık ara üstünlüğü mahalle baskısıyla açıklamak caiz midir? Hayır, hayır, binlerce kez hayır. Ama bilinen bir gerçektir ki, alanla bütünleşen “Köy Öğretmeni” olgusu, yerini alandan uzak ”Kuramsal Öğretmen”e terk etmiştir. Peki, öğretmen bu mücadelede neden başarısız olmuştur? İrdeleyelim. Bu konuda da bir şeyler söylemek gerekirse, öğretmen müezzin, vaiz, hatip gibi yerel din adamlarıyla ve halkla iyi ilişkiler kuramamış, kendi öğretmen formasyonu da başarılı olmasına yetecek derecede yeterli olamamıştır, diyebiliriz. Ayan beyan, aşikâr olarak görülmektedir ki, öğretmen halk eğitimi ve yaygın eğitim konusunda kendisini çalıştığı yöreye hiçbir şekilde kabul ettirememiştir.

Tarihi bir derinlik içerisinde, öğretmenin yörenin temel uğraşlarından örneğin köyde tarımdan uzak oluşu ve bilgisizliği, dünya işlerinin bir kısmının da imam tarafından üstlenilmiş olması, öğretmen eylemlerinin okul dışına çıkmaması bu bariz üstünlüğün oluşumunda etkili olmuştur. Ama bana sorarsanız, öğretmenin çalıştığı yöreye yabancılaşmasındaki en büyük etmen “Taşımalı Eğitim”le su yüzüne çıkmıştır. İsterseniz bunu teknik olarak söyleyelim, öğretmen “Millî Eğitim Bakanlığı Taşıma Yoluyla Eğitime Erişim” düzenlemeleriyle eğitim verdiği yöredeki lider konumunu yitirmiştir. Millî Eğitim Temel Kanunu ile tanınan eğitim hakkından yoksun kalması muhtemel ilköğretim, ortaöğretim ve özel eğitim okul/kurumlarına devam eden öğrenciler ile yaygın eğitim hizmetinden yararlanan özel eğitim kursiyerlerinin resmî okul / kurumlarda taşıma yoluyla eğitime erişim nedeniyle öğretmen çalıştığı yörede kalmamağa başlamış, bölgeyi İmam’a terk etmiştir. Diğer bir deyişle “İmam” ve “Muhtar” sabit kalırken “Öğretmen” de öğrenci gibi hareketlenmiş, artık onu mesai saatleri dışında kırsalda tutmak mümkün olmamıştır. “Müteharrik Muallimi, Öğretmen” i tutabilene aşk olsun. Alanı terk edersen sonuçlarına da katlanırsın. İşte bu nedenle kırsal ve varoş ikilisinin kent merkezine olan üstünlüğü ortaya çıkmış, Türkiye bilinen sonuçla karşı karşıya kalmıştır.  

Özetle, her türlü ilerici çabaya karşın, öğretmen kırsal kesim ve varoşa yönelmemiş, ayrıca buralardaki kendinden beklenen fonksiyonu da yerine getirememiştir. İşte bu nedenle öğretmenin bu yörelerde lider olamaması hem üzücü, hem de üzücü olduğu kadar da düşündürücüdür.

Bu makûs talih nasıl değişebilir? Değişebilir ama çok emek ister, Öğretmen yörede kalır, o bölge halkıyla aynı havayı teneffüs eder, yöredeki insanlara beceri kazandırabilecek ve emeği paraya çevirecek faaliyetlerde tekrarda lider konumuna yükselebilirse, akıl, bilim ve çağdaşlık kıyılara doğru yavaş yavaş azalmaktan ve bitmekten ancak kurtulabilir. Ama her şeyden önemlisi, imam-öğretmen-muhtar üçlüsünün “modernite”ye yönelmesi bu işin idealidir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim