• BIST 99.785
  • Altın 274,984
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 24 °C
  • Hatay : 19 °C
  • Kmaraş : 17 °C

Gence’de “Avrusyacılık”, Pardon “Rusyacılık”

24.12.2015 16:33
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Sevgili okurlar, faal akademisyen olduğum için bilimsel araştırmalarıma devam ettiğimi beni yakinen izleyenler bilirler. Akademisyenliğin emekliliğinin olmadığına inananlardanım. Bir de bu arada söyleyelim, akademik unvan kullananlar, bilimsel çalışma yapmak, üretmek zorundadırlar. Ben de bu zorunluluğu oldum olası yerine getirmeye çalışırım. Unvan kullanmanın bir gereği olarak her eğitim yılı arşiv belgelerini özellikle de ABD Arşiv çalışmalarımı bildiri şekline sokar, değişik akademik toplantılarda sunulmak üzere gönderirim. Genelde ince eleyip sık dokuyan düzenleme komiteleri tarafından kabul gören bildirilerimi sunmak üzere uluslararası düzeydeki bu tür toplantılara katılmayı da severim. Nedeni açık, bu tür toplantılarda diğer bilim insanlarının çalışmalarını da takip eder, spesifik konularda fikir teatisinde bulunur, kısaca kendimi geliştirmeye çaba gösteririm. Bu yılda Başbakanlığa bağlı Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu kuruluşundaki Atatürk Araştırma Merkezinin düzenlediği VIII. Uluslararası Atatürk Kongresine bir bildiri gönderdim. Bildirim kabul edildi, kalktık gittik, Azerbaycan’ın Gence kentine.

Kongre merkezi olarak, Azerbaycan’ın başkenti Bakü değil de, Gence’nin seçilmesi son derece anlamlıydı. Gence, Türk Silahlı Kuvvetlerinin Birinci Dünya Savaşının sonuna doğru gönderdiği Nuri Paşa komutasındaki “İslam Ordusu” sayesinde Milli Azerbaycan Devletinin kurulduğu bir devrim başkentiydi. 13-16 Ekim 2015 tarihlerinde düzenlenen VIII. Uluslararası Atatürk Kongresi, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN ve Azerbaycan Cumhurbaşkanı Sayın İlham ALİYEV’in himayelerinde, Atatürk Araştırma Merkezi ve Azerbaycan Milli İlimler Akademisi Tarih Enstitüsü iş birliğinde ve Atatürk ve Türk Kültür Coğrafyası’nda “Kafkasya ve Çevresi” tematik olgusu çerçevesinde gerçekleşti.

Ben her akademik toplantıda heyecan duyarım. Ancak sunulan bildirilerde uluslararası bir kongrenin çeşitliliğine uyacak biçimde çaba gösterilmekle beraber, bazı bildirilerin kongre içeriğine uygun olmadığını üzülerek gördüm ve Anadolu sinerjisini yansıtan “İslam Ordusu” şehitlerimiz adına içim burkuldu.

Üüzlerek ifade etmek gerekir ki, kayırmacılık, çıkarcılık her tarafımızı kaplamıştır. Tarafsız olması gereken bu bilimsel zeminde maalesef tarafgirlik, subjektivite egemen olmuştur. Bu bir zafiyet miydi? Evet, tam bir zayıflıktır. Bir kere bildirileri değerlendiren Bilim Kurulu üyeleri kendilerine gelen bildirilerin yazanlarını öğrenmişti. Bu çok yanlıştı. Bu bildiriyi kabul edersem, acaba ileride bana ne menfaat sağlar? Düşüncesi toplumun her kesimine hâkim olduğu gibi buraya da egemen olmuştu. Yani işin içine, kişisel menfaat, çıkar girmişti. Sen bana, ben sana mantığı ve kayırmacılık toplumumuzun her katmanını sarmıştı. Bilimsel bir etik olarak öğrenmemesi gereken bildiri yazarları öğrenildiğinden, özellikle kendileri için o ülke bilim insanı tarafından yurtdışına çağrılma, konferans beklentileri de ön plana çıkmıştır. Bildirinin niteliğine bakmaksızın, acaba bu bildiriyi kabul edersem o da beni kendi ülkesine çağırır mı? gibi menfaatler ortaya çıkmıştı. Türkiye’nin milli çıkarlarına aykırı bildiriler bile sadece sunulabilecek bildiri olarak kabul edilmekle kalmayıp, kendi bireysel hedefleri, çıkar sağlanacak ülkenin milli hedefi yolunda Türkiye Cumhuriyetine meydan okunmasına dahi izin verildiği esefle görülmüştür. Heyhat ki, ne heyhat… Hem Başbakanlığa bağlı Atatürk Kültür Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanının, hem de Atatürk Araştırma Merkezi Başkanının bu duruma sessiz kaldıkları ve ses çıkarmadıkları üzülerek yerinde müşahede edilmiştir. Daha da ileri gidilerek Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof.Dr. Mehmet Ali Beyhan’ın başkanlık ettiği bir oturumda Rusya Federasyonunun Türkiye Cumhuriyetine Devletine karşı mevzilendiği Suriye topraklarından Türk Silahlı Kuvvetlerine dolayısıyla Türkiye Cumhuriyetine meydan okuduğu bir devrede, hem de Cumhurbaşkanı Recep Tayyip ERDOĞAN’ın himayelerinde yapılan Atatürk Kongresinde ve Atatürk resminin altında Türkiye’ye hakaret edilmiş, hatta daha da ileri gidilerek meydan okunmuş olduğu maalesef görülmüş, tabii derhal müdahale edilmiştir. Şöyle ki;

Kongrenin ikinci günü olan 14 Ekim 2015 Çarşamba günü, Yeni Azerbaycan Partisi Gence Şehir Teşkilatının büyük salonunda Rusya Federasyonu Bilimler Akademisinden Prof.Dr. Dmitry Vasilyev “Bilimler Akademisi Ekiplerinin Birinci Dünya Savaşı Sırasında Kafkas Cephesinde Bulundukları Faaliyet Hakkındaki Belgesel Fotoğraflar” adlı bildirisinde Van’da yapılan Rusların güdümündeki Ermeni İsyanını Devrim biçiminde göstermiş, ve “Van’da Devrimden Sonra Türk Camileri” denilerek Osmanlı döneminde alınan fotoğrafları esefle ifade etmek gerekir ki göstermekte herhangi bir beis görmemiştir.

Oturumu yöneten, Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Prof. Dr. Mehmet Ali Beyhan Efendi de zaman kısıtlılığı nedeniyle oturumu takip eden bilim adamlarına söz vermemiş ve oturumu kapatma cihetine gitmiştir. Bu durum karşısında konunun önemini bilen bendeniz, biraz da sesimi yükselterek olaya müdahale etmiş, Gence’de şöyle seslenmiştir:

ABD Louisville Üniversitesinden dostum Prof. Dr. Justin Mccarthy ile birlikte yazmış olduğumuz “1915 Van’da Ermeni İsyanı” (İstanbul, T&K Yayınları, 2015)kaynak gösterilerek ,

“Birinci Dünya Savaşında Ermeniler Ruslarla birlikte Van’da bir soykırıma girişerek “POGROM”(Rusça proto-soykırım) uygulamışlardır.” betimlemesi ile haklı ve yerinde bir ihtar yapmak zorunda kalınmıştır. Sorunun muhatabı Profesör zaman kısıtlılığını da kullanarak olayı başka tarafa çevirmeye çalışmış ve bu davranış biçimini doğal bir biçimde yeğlediği görülmüştür.

Düşünüldüğünde gerçekten korkunç olan bu durum son derece ağır, korkulu bir vehameti de ortaya koymuştur. Bilindiği üzere, Birinci Dünya Savaşında Ermeniler Rus birlikteliği ile Van’da taş taş üzerinde koymadıkları gibi, tüm Müslüman nüfusu soykırıma tabi tutmuşlar ve o günden bugüne sadece bir minare kaldığı Van’a gidenler tarafından yerinde görülebilmektedir. İnternet ortamından da Rus- Ermeni ortaklığıyla Birinci Dünya Savaşı sırasında birliktelik, Müslümanlara karşı örgütlü bir biçimde cinayet, kıyım, kırım yaptıkları Türk insanın belleğine kazınmıştır. Ayrıca Rus ve Ermeniler, Van’dan çekilirlerken, Van şehrine bakan Van tepesinin şehre bakan kısmına binlerce hançer biçiminde ıstavroz (Haç)’lar çizmişler ve altlarına da İNTİKAM yazmışlardır. Bu bir tarihi olgu, hakikat ve elle tutulur somut gerçektir.

Prof.Dr.Justin Mccarthy ile birlikte yazdığımız kitap yazılmadan bu iklimi yakalamak için söz konusu yerler tarafımdan adım adım dolaşılmış, dağa çizilen binlerce intikam haçları da yerinde görülmüştür. Bu gerçekler kartvizitinde Tarihçi yazsın, yazmasın Kongreye katılan tüm bilim insanlarınca bilinmektedir. Ancak bütün bunlara karşın belki o anda sakil kaçsa da tarafımdan durum bu şekilde salonda bulunanlara bildirilmesine karşın, bazı Türk profesörlerin bu arada bildiriyi değerlendiren Türk Profesörün, kürsüye kadar gidip bildiriyi sunan Prof. Dr. Dmitry Vasilyev’i tebrik etmesi son derece manidar bulunmuştur. Kendi kişisel amaçlarını devletin çıkarlarından üstün tutan bu kişilerin kime hizmet ettikleri doğrusu merak uyandırmış ve merakım bir nebze dahi giderilememiştir.

Rusya Federasyonuyla yaşanılan gerginlik ortamında ayrıca Suriye’de bulunan Rus roket ve güdümlü hava sisteminin ülkemiz sınırları dâhilinde uçuş yapan Türk Hava Kuvvetlerine mensup savaş uçaklarımıza sık sık kilitlenmesi gibi böylesine kritik bir devrede Rusya Bilimler Akademisine mensup olduğu belirtilen bir bilim insanının Türkiye Cumhuriyetine ve Türk insanına bu şekilde hakaretine izin verilmesi için doğrusu kelime dağarcığımda söz bulamadığımı özellikle tebarüz ettirmeliyim. Hele bir de Ermenilerin Van İsyanını “Devrim” olarak niteleyen ve Osmanlı zamanında Van’daki Rus Konsolosluğu elemanları tarafından çekilmiş fotoğrafları “Van’da Devrimden sonra Türk Camileri” şeklinde sunmak ve yorumlamak her türlü izandan yoksunluğu da dikte ettirmektedir. Ve de aile boyu baba ve oğul Doç Dr.Aleksandr Vasilyev ile aile efradı kalabalık bir ekip halinde katılan bu kişilerin her şeyden önce uçak biletleri ve ağırlama giderlerinin tümü Türkiye Cumhuriyeti bütçesinden karşılanması hiçbir özür ve mazeretle kabil-i telif değildir.

Evet Sevgili okurlar, ne günlere geldik, böyle bir kritik ortamda sen adamı Moskova’dan getir, yedir içir, bir de diş kirası olarak katmerli duble Türkiye Cumhuriyetine ve Türk halkına hakareti ettir, sonra bunu içine sindir ve de her şeyden önemlisi o yaldızlı makamları işgal etmeye devam et. Atatürk Araştırma Merkezi Başkanı Zat-ı Şahanelerine 5 Kasım 2015 tarihli bir mektup yazdım, cevap verme lütfunu bize göstermediler. Bu makaleyi size bunun için yazıyorum ve her şeyden yaşanılanı sizlerle paylaşmak lüzumunu hissettim. Şimdi size tekraren soruyorum, yapılan devletin parasıyla hem de Anadolu’nun sinerjisiyle kurulan Milli Azerbaycan Devletinin başkenti Gence’de yapılan “Avrusyacılık”, ya da doğrudan devlet eliyle “Rusyacılık” yapmak değil midir? Sevgili okurlar. Bu istidam, gereğinin yapılması için Sayın Cumhurbaşkanına önemle ve saygıyla arz olunur…

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim