• BIST 99.785
  • Altın 275,050
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 20 °C
  • Kmaraş : 18 °C

Fatih Sultan Mehmet ve Çanakkale Zaferi

30.03.2015 09:13
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Kanunnameleri ve ilk proto-anayasası ile tanınan Fatih Sultan Mehmet, uhrevilikten çok dünyevi yaşam tarzını hayata geçiren bir padişah olarak belleklerde yer etmiştir. Kolay değil, 21 yaşında İstanbul’u fethetmek ve bir devri kapatıp, bir devri açmak. Düşünün, İstanbul’u fethettiğinde Papalık dünyası yaşananları “Dünyanın Sonu” olarak tanımlamıştır. Devrim anlamında birçok ilke imzasını atmasını bilen, 7. Osmanlı Padişahı, Sultan II. Mehmet, “meşveret” sisteminin olmazsa olmazı “ortak akıl”a önem veren büyük bir stratej ve askeri deha olarak da isim yapmıştır. O, 25 askeri harekâta bizzat komuta eden büyük bir Osmanlı Mareşalidir. Tahta geçtiği 1451 yılında, Karadeniz’den gelebilecek yardımları engellemek amacıyla, Arapça harflerden oluşan Hazreti Muhammed’in adını dolayısıyla kendi ismini İstanbul boğazının en stratejik ve dar yeri olan Rumeli Hisarı tepelerine kazımasını bilmiştir. Bütün Osmanlı padişahları Hazreti peygambere büyük bir huşu, sevgi ve saygıyla bağlı olduklarından, ona saygı nişanesi olarak altı Osmanlı padişahı da “Muhammed” ismi gibi aynı harflerle yazılmış olmasına karşın, “Mehmet” ismini yeğlemiş ve askerlerine de “Mehmetçik” şeklinde hitap etmişlerdir. Fatih, Rumeli Hisarını “Muhammed”’in adı biçiminde tasarlamıştır. Buna göre her “Mim”(M) harfinin yerinde bir kule, “H” ve “D” harflerinin bulundukları yerlerde de istihkâmlar yapılmıştır.

İstanbul fethinden önce 1452 yılında ise Papalık donanmasının Bizans’a yardımını engellemek için Çanakkale şehrinin karşısında “Denizin Kilidi” anlamına gelen “Kilitbahir Kalesi”ni kıvrımları birbirini kapatan ”Üç Hilal” şeklinde inşa ettirmiştir. O, “Haç” şeklindeki Papalık Armadasını engelleyebilecek gücün ancak ve ancak kenetlenen “Üç Hilal” olabileceğini göstermiştir. Çanakkale Boğazının en dar yerinde inşa edilen bir ölüm bölgesini de ihtiva eden “Kilitbahir Kalesi” İstanbul’un Fethi sırasında caydırıcılığını göstermiştir. 18 Mart 1915 tarihinde Deniz Zaferini kazandıran stratejik düşünce, II. Abdülhamit tarafından yenilenen Kilitbahir Kalesi etrafındaki tabya sistemi ile bütünleşen Sultan II. Mehmet’e aittir. Kuşkusuz Çanakkale Deniz Zaferinin başarısı doğrudan Çanakkale Müstahkem Mevki Komutanlığınındır, ancak unutulmamalıdır ki, Türk Boğazlarındaki “Boğazkesen” stratejik düşüncesi Fatih Sultan Mehmet’indir.

Onun yüzyıllar öncesine dayanan bu ileri görüşlülüğü daha sonraki yıllarda da test edilmiştir. Örneğin, 1656 yılında İstanbul’u ele geçirmek amacıyla büyük bir Venedik Filosu Çanakkale Boğazına girmiştir. Çanakkale önüne kadar ilerleyen Amiral Boçenigo’nun bizzat içinde bulunduğu sancak gemisi Kilitbahir Kalesindeki Türk topçuları tarafından batırılmıştır. Venedikliler bu şekilde kaçmak zorunda kalmışlardır. Papalık Venedik Deniz Armadasının yaşamış olduğu bu hezimet efsanesi asırlar boyu başkent İstanbul’un korunmasını sağlamıştır. Nihayet “1915 Çanakkale Deniz Zaferi” 1656’daki “Papalık Venedik Deniz Armadası”nın yaşamış olduğu hezimetin devamı gibidir.[1]

Ne diyelim, Çanakkale Savaşının 100. Yıldönümünde Sultan II. Abdülhamit’in o veciz ifadesini bir kez daha anarak yazımızı noktalayalım:

“Cevizin kırıp özüne inmeyen, cevizin hepsini kabuk zanneder”

 

[1] Halil İnalcık, “Çanakkale Zaferi”, Yeni Türkiye Dergisi, Sa. 65, Ankara, Ocak-Şubat 2015, s. 48

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim