• BIST 102.590
  • Altın 276,475
  • Dolar 5,7148
  • Euro 6,2858
  • Adana : 26 °C
  • Osmaniye : 25 °C
  • İçel : 27 °C
  • Hatay : 26 °C
  • Kmaraş : 27 °C

DARBELER, SİYASETÇİLER VE SEÇİM SONUÇLARI ÜZERİNE DEĞERLENDİRME

15.07.2019 14:37
Mahmut SARIALİOĞLU / GÖRDÜKLERİM

Mahmut SARIALİOĞLU / GÖRDÜKLERİM

 Anayasa referandumundan sonra, bir yıl içerisinde yapılan Cumhurbaşkanlığı, milletvekilliği ve nihayet 31 Mart 23 Haziran mahalli seçimler neticesinde ülkemizin siyasal yapılanmasında önem değişiklikler oldu.

17 yıldır aralıksız iktidarda bulunan Ak Parti hükümeti özellikle son mahalli seçimlerde belirgin bir ölçüde oy kaybına uğradı.  Elinde bulundurduğu büyükşehirlerin önemli bir bölümünü (Ankara, İstanbul, Antalya) kaybetti. Yıpranma trendine girdi, bunun birçok nedenleri var.  Bu süreçler daha öncede benzer şekilde bu ülkenin siyasal tarihinde yaşandı.  S. Demirel, Turgut Özal, Bülent Ecevit, gibi dönemin güçlü siyasi partileri de daha 10 yılına varmadan yıpranmış/yıpratılmış, dağılmış ve yok olmuştur.

Burada siyasal partilerin başarı ya da başarısızlığının çok daha ötesinde dış etkenlerin doğrudan veya dolaylı olarak iç siyasete müdahaleleri sonucu istikrarlı bir büyüme-ilerleme kaydedilememekte, bir benzetme gerekirse mehter takımı gibi iki ileri bir geriye gitmekte böyle olunca da muasır medeniyet- ileri ülkeler seviyesine ulaşmada (açığı kapatma da) bir hayli zaman almaktadır.

Ülkemizin çok partili döneme geçtiği 1950 li yıllarda hızlı bir kalkınma seferberliğine kalkışıldığında 1957’den itibaren mevcut Demokrat Parti iktidarına karşı 27 Mayıs 1960 tarihinde karşı darbe/ ihtilal yapılmıştır. Ordu yönetime el koymuş, Başbakan Adnan Menderes ve 2 bakan arkadaşı asılmıştır.

 Bu durum ülke siyasal tarihine kara bir leke olarak yazılmıştır.  Daha sonra Adalet Partisi kurularak 1966 yılında yapılan ilk seçimlerde Süleyman Demirel hükümeti tek başına iktidara gelmiştir. Daha 5 yıl geçmeden 1968 yılında başlatılan masum gençlik olayları ile yine ihtilal çanları çalmaya başlatılmış, müteakiben 12 Mart 1971 yılında yine askerler tarafından mevcut hükümete muhtıra verilerek görevden el çektirilmiştir. Müteakiben 1974 yılına kadar kurdurulan teknokrat hükümetler de başarılı olamamıştır. 1974 yılından itibaren seçime gidilerek tekrar toparlanmaya başlansa da siyasal partilerde tek başına iktidara gelememiş, kurulan CHP- MSP koalisyon hükümeti ve devamında gelen Milliyetçi cephe hükümetlerinin de ömürleri kısa sürmüş dolayısıyla bu dönemde siyasal ve ideolojik eylemler ve söylemler o kadar had safhaya ulaştı ki adeta ülke kan gölüne çevrilmiştir.

 Bu yıllarda siyaset pazarı kurulmuş milletvekilleri siyasi rüşvetlerle adeta alınır satılır hale gelmiş getirilmiştir. (Güneş Motel) Birçok bakan alınan rüşvetler nedeniyle Yüce Divanda yargılanıp cezaevine girmiştir. Kurulan bu Koalisyon hükümetlerinden de genel anlamda istenilen neticeyi elde edilememiştir.  Bu 1970 yıllar (1970 – 12 Eylül 1980) terör ve anarşinin tavan yaptığı yıllar olarak ülke tarihine en karanlık yılları olarak geçmiştir.

Tüm bu olumsuzluklara rağmen bu dönemde başlatılan, yapılan üç büyük marka proje vardır ki bu da takdire şayandır.  1- İstanbul Boğaziçi (şimdiki 15 Temmuz Şehitler köprüsü) Asma köprüsü 1974 açıldı. 2- Keban Hidroelektrik santralı ve sulama barajı, 3- Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP) bu projelerin sahibi /mimari merhum Süleyman Demirel’dir. Kendisini rahmetle anıyorum.

 Yine 12 Eylül 1980 tarihinde Kenan Evren başkanlığındaki askeri konsey diğer ihtilallerde olduğu gibi durumdan vazife çıkararak yönetime el koydu.  Terör ve anarşi bıçak gibi kesildi. 3 yıl süreyle siyaseti yasakladılar, ülke genelin de sıkıyönetim ilan edildi, suçlu suçsuz sağdan soldan binlerce insan sorgusuz sualsiz hâkim karşısına çıkartılmadan aylarca hapishanelerde işkence görerek adeta ölüme terk edildi.  Yapılan yargılama sonuçlarında sağdan soldan 10 larca idam, binlerce suçlu hapishanelere mahkûm edildi.

 Tüm siyasi partileri kapattılar liderlerini tutukladılar yada gözetim altında tuttular.  1983 yılında yapılan referandumla İhtilal konseyi başkanı Kenan Evren Cumhurbaşkanı seçildi, yeni anayasa yürürlüğe girdi. Yapılan seçimler sonucunda dört eğilimli muhafazakâr yapıdaki Turgut Özal’ın Anavatan partisi (ANAP) tek başına iktidara geldi. 

Ekonomide gerçek dönüşüm ve yapılanma bu dönemde olmuştur. Karma ekonomiden rekabetçi serbest piyasa ekonomisine geçilmiştir. Bu dönemde başta iletişim ve ulaştırma olmak üzere tüm alt yapı ve hizmet kollarında ileri teknolojilerin kullanılmasına başlanmıştır. Bu cümle bağlamında İletişim araçlarının telekomünikasyon alt yapısının, fiber ağ çalışmaları başlatılarak bilgisayar ve internetin kullanımının önü açılmıştır. Diğer taraftan 2. ci Boğaziçi (Fatih Sultan Mehmet) Asma köprüsü otoyolların yapım ve yaygın olarak kullanılmasına ve İstanbul 2. Havaalanı (şimdiki Sabiha GÖKCEN hava alanı) bu yıllara rastlar.  Savunma sanayinde yerliliği ve milliliği artırmak amacıyla şimdiki Savunma Sanayi Müsteşarlığı kurulmuş icrasını da bizzat kendisi takip etmiştir.  Türk Parası Koruma Kanununda yapılan önemli değişiklikle korumacılık kaldırılmış güncel değerinin belirlenmesi konvertibl hale getirilmesi sağlanmıştır.

Merhum Turgut ÖZAL 1980 – 1988 yılları arasında teknokrat ve siyasetçi lider olarak ülkemizin dışa açılmada ufkunu ve önünü açma yolunda tarihi adımları atarak çok başarılı hizmetler yapmıştır. Ülkemize yaptığı başarılı hizmetlerden dolayı bu güzel insanı rahmetle anıyorum.

Kenan EVREN döneminin kapanıp Turgut Özal’ın 1988 yılında Cumhurbaşkanı seçilip köşke çıkmasıyla kurucusu olduğu Anavatan partisi (ANAP) de yıpranma/iniş trendine geçmiştir.

1988 yılından itibaren ülke siyasal yönetimlerin de yine sıkıntılı istikrarsız yıllar başlamıştır.  1987 yılında siyasi yasakların kaldırılmasıyla eski siyasetçiler yeniden meydanlara inerek kaldıkları yerden siyasi faaliyetlerine başlamış, kapatılan partileri farklı isimler altında yeniden açılmıştır.

Ülke siyaseti yeniden eski günlerine dönmüş, Süleyman Demirel, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, Alparslan Türkeş’le meydanlar dolup taşmaya başlamıştır. 1993 yılında Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın ani vefatı ile yerine Süleyman Demirel geçmiştir. Süleyman Demirel’in köşke çıkmasıyla kurucusu/mensubu olduğu Doğruyol Partisinin başına Tansu Çiller geçmiştir.  Bu dönemde siyasete Murat Karayalçın, Yıldırım Akbulut, Mesut Yılmaz, Erdal İnönü, Tansu Çiller, Deniz Baykal daha sonra da Devlet Bahçeli gibi isimler de parti lideri olarak katılmıştır.  1988-2003 yıllarda hiçbir siyasi parti tek başına iktidara gelememiş, koalisyonlu hükümetlerle yönetilmeye çalışılmıştır. Bu dönem siyasi tarihte yine çok sıkıntılı geçmiş, bir yılı geçmeyen 2 li,3 lü koalisyon hükümetleri, 28 Şubat 1997 de dönemin (Refah – DYP) koalisyon hükümetine karşı komutanlar tarafından tehditkârvari bir bildiri/muhtıra verilmiştir.  (e – Muhtıra ) . İçerde bir yandan siyasi cinayetler, Eşref Bitlis, Uğur Mumcu, Bahriye Üçok, Ahmet Taner Kışlalı, Çetin Emeç, Adnan Kahveci, ve daha birçok faali meçhul cinayetler, diğer taraftan doğu ve güneydoğuda PKK terör örgütü tarafından hunharca pusuya düşürülüp katledilen askerler, öğretmen, ebe – hemşire, memur, gibi, masum insanlar, okullarda ve  Üniversitelerde yaşanan  başörtüsü kılık kıyafet sorunları, sahneye sürülen  Aczimendiler irtica çığırtkanları,  ekonomi  dersen berbat % 100’ ü geçen yıllık enflasyon, Dönemin Cumhurbaşkanının (Ahmet Necdet Sezer) 2001 yılında yapılan bir toplantıda Başbakana (Bülent Ecevit) Anayasa kitapçığı fırlatması, ve bu durumun basına yansıması ile  24 adet bankanın bir geçede batması gibi  olaylar bu dönem için  acılı ve karanlık yıllar olarak tarihe geçmiştir.

 

 

2002 yılının Kasım ayında yapılan milletvekilliği genel seçimin de bir yıl gibi kısa süre içerisinde kurulan Adalet ve Kalkınma Partisi tek başına iktidara gelmeyi başarmıştır.  Kurulan yeni hükümet başta ekonomi olmak üzere, altyapı, ulaşım, otoyollar, duble yollar, demir yolları, havaalanları, toplu konut, sağlık, eğitim, kılık- kıyafet, başörtüsü gibi sosyal ve toplumsal içerikli konulara el atarak toplumdaki tansiyonu düşürmeyi başarmıştır. Siyasi cinayetlerde ve terör örgütlerinin faaliyetlerinde kısmi bir azalma olmuştur. 2003- 2007 yılları döneminde mevcut yasal düzenlemeler ve idari tasarruf kullanmada Cumhurbaşkanının   muhalefeti ile karşılaşmış buna rağmen ciddi projelerin hayata geçirilmesinde başarılı hizmetler yapmıştır.

2007 Cumhurbaşkanlığı seçiminde yargısal müdahaleler olmuş, İktidarın gösterdiği adayın seçilmemesi için hukuksal garabetler yaşanmış, bu da yapılan referandumla aşılmıştır.

2007 – 2010 yılları arasında mevcut Ak Parti iktidarında yavaş yavaş siyasi ayrışmalar gözlense de yasal önemli düzenlemelere gidilmiş yüzlerle ifade edilebilecek yasa ve yönetmelikler değişikliğe gidilerek güncel taleplerin karşılanmasına uygun hale getirilmiştir. Ekonomi iyi bir noktaya getirilmiş, enflasyon %5 ler seviyesine kadar düşürülmesi sağlanmıştır.   

 Yine bu dönemde Ergenekon, Balyoz, Ayışığı, Sarıkız gibi askeri- siyasi içerikli davalar açılmış, Danıştay baskını ve Hablemitoğlu suikastları yapılmış, daha sonra 2013 -2015 yılları arasında Ankara’da Gar önünde, Hava Kuvvetleri Komutanlığı civarı Merasim sokak, Kızılay Güven park, İstanbul Beşiktaş stadı civarı ve Hatay Reyhanlı ilçesinde dış destekli bombalı terör cinayetleri yapılmış, yüzlerce masum insanın ölümüne sebebiyet verilmiştir. Bu olaylarının daha sonra dış destekli DEAŞ terör örgütü tarafından yapıldığı anlaşılmıştır.

 2010 yılında HSYK yapılan düzenleme ve dershaneler konusunda daha sonra 15 Temmuz 2016 da kanlı darbe girişiminde bulunan FETÖ diye adlandırılan cemaat tarafından müdahale edildiği, ÖSYM, KPSS gibi birçok sınavına müdahale edildiği, bu cemaatin  mevcut hükümeti kuşatma altına aldığı 2013 Gezi olayları,  17- 25 Aralık 2014 operasyonu, 7 Mart 2015 MİT Müsteşarı alıkoyma tutuklama girişimi, gibi adli müdahalelerle bu cemaatin  mevcut iktidara karşı topyekûn bir saldırı hazırlığında olduğu ve nihayet 15 Temmuz 2016 tarihinde de  yıllardır devlet içerisine sızmış asker, hakim – savcı, polis, ve diğer kurumlarda binlerle ifade edilebilecek bir cinayet şebekesi tarafından aynı anda dört koldan  devletin araç gereç, top tüfek , tank, uçak, helikopterleri ile Türk milletinin üzerine çevirmişlerdir. Dış destekli FETÖ terör örgütü tarafından ülke bütünlüğünü bölüp parçalamaya yönelik darbe girişiminde bulunulmuştur. Cumhurbaşkanının durumu fark edip zamanında, halkı sokağa davet etmesi sonucu bu darbe püskürtülmüş, darbe başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu darbe girişimine karşı 251 şehit verilmiş, 2594 vatan evladı gazi olmuştur.

 Darbe girişiminden sonra Ak Partide ciddi ayrışmalar başlamış, parti içerisindeki malum FETÖ cemaatine mensup yada sempatizanı olup deşifre olanlar ayrılma durumunda kalmış, yada ihraç edilmiştir.

2018 yılına gelindiğinde yapılan bir referandumla Anayasa da yönetim sistemine ilişkin değişikliğe gidilmiş, başbakanlık kaldırılarak cumhurbaşkanlığı makamı doğrudan icranın başına getirilmiştir. Bu yeni sisteme göre aynı yıl Cumhurbaşkanı ve milletvekilliği seçimleri, 2019 yılına gelindiğinde 31 Mart’ta ise mahalli/yerel seçimler yapılmıştır.

Yerel seçim sonuçlarına göre cumhur ittifakı Ak Parti oylarında belirgin bir gerileme olmuş, daha önce elinde bulundurduğu Ankara, İstanbul, Antalya büyükşehirleri olmak üzere birçok ilde ve ilçelerde belediye başkanlıklarını kaybetmiş, kaybedilen yerlerin büyük bir bölümünü de millet ittifakı CHP adayları kazanmıştır.

Son 70 yılın genel bir değerlendirmesi yapıldığında, çok partili parlamenter demokrasiye geçildiği 1950 yılı baz alındığında seçimle iktidara gelen demokratik parlamenter sisteme karşı 27 Mayıs 1960 darbesi, 12 Mart 1971 Muhtırası, 12 Eylül 1980 darbesi, 28 Şubat 1997 E- Muhtırası ve 15

Temmuz 2016 darbesi, darbeyi yapanlar bunlardan ilk dördünde muvaffak olmuşlardır.  Son 15 Temmuz darbe girişimi ise milletin azim ve kararlı karşı direnişi sonucunda püskürtülmüş, akamete uğratılmıştır.  Bu durum ülke siyasi tarihinde darbelerle anılan bir demokrasi olarak geçmiştir.

Son yerel seçimlerde Ak parti neden kaybetti; 17 yıldır iktidarda olan Ak Partinin son yerel seçimlerde kaybetmesi başarısızlığından kaynaklanmamaktadır. İktidara geldiği 2003 yılından 2019 yılına gelindiğinde ve nüfusun (mülteciler dışında) 68 milyondan 82 milyona, kişi başı milli gelirin yıllık 2500 dolardan 9500 dolara geldiği dikkate alınırsa yapılan hizmetlerin küçümsenecek bir tarafı yoktur. Ülke genelinde başlatılan altyapı, üst yapı, sağlık, eğitim ve özellikle milli savunmaya yani savunma sanayinin geliştirilmesi ve millîleştirilmesi için tapılan yatırımlar ve hayata geçirilen projeler takdire şayandır.

Genel başkan dışında partinin genel bir metal yorgunluğu yaşadığı, çalışma heyecanını kaybettikleri, iktidar rehaveti, bir kesiminin kibirli ve şatafat içerisinde olduğu, kamu yönetimindekilerin kamu mallarını israf ettiği, yandaş çıkarlarını koruyucu tutum ve davranış içinde oldukları, genel başkanlarının tüm ikazlarına rağmen insanlara yukardan bakmaya devam ettikleri, kamu vicdanına dokunan olumsuz hal ve hareketleri küçümseyici tavırlar içerisinde olmaları, sosyal medyada parti aleyhine yapılan yayınlar sonun başlangıcını getirmektedir.  

Diğer taraftan iktidarın kan kaybetmesinde 2018 Ağustos’ unda dış çıkışlı ve içerden destekli belli çevreler tarafından siyasi iktidarı yıpratma amaçlı yapılan dolar kuru ile müdahale girişimleri, 2019 yılı seçim arifesinde gıda maddeleri (soğan – patates) üzerinden yapılan sıkıştırma yıpratma hareketleri de kısmen etkili olmuştur.

Bu seçim, Ak Partinin başarısızlığında şu yukarda saydığımız faktörlerin etkili ve belirleyici olmuştur. Yakın siyasi tarihten ders alınmazsa tarih tekerrür edecek demektir. Bir zamanlar tek başına iktidar olan ya da birinci sırada iktidarı belirleyici konumda buluna T. Özal’ın ANAP’ı, S. Demirel’in DYP’si, B. Ecevit’in DSP si örneklerinde olduğu gibi,

 Sonuç itibariyle; 15 Temmuz’un bu 3.Yıl dönümünde vatan savunmasında şehit olan bu kahramanlarımızı minnetle anıyorum, mekânları cennet olsun, gazilerimize bundan sonraki yaşamlarında sağlık ve saadetler diliyorum.

 Kesintisiz demokrasi adına siyasi partilerimizin de geçmiş siyasi tarihten ders alarak tarihin tekerrür etmesine fırsat vermemeleri, darbelere ve siyasi partilerin uzun soluklu yaşamaları doğrultusunda gerekli önlemleri almalarıdır.

Son söz; Demokratik ortamda iktidarın, milletin teveccühü doğrultusunda el değiştirmesi olağan ve olması gerekendir.   

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim