• BIST 99.785
  • Altın 275,204
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 24 °C
  • Hatay : 19 °C
  • Kmaraş : 17 °C

Çözüm Mü, Çözülme Mi?

25.09.2014 23:46
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Dün gazeteci bir arkadaşımla görüştükten sonra, “Vire Bismillah” deyip başlayalım, dedik. Valla, iyi ettik galiba. “Vire Bismillah” Türk denizcilerinin çıpayı toplarken, demir alırken verilen komutu tekrarladıkları bu terimi hemen hemen bilmeyenimiz yoktur, gibime geliyor. E, ben de epeyi “Fonda Bismillah” yapıp, demirledikten ve olayları aynanın arkasından izledikten sonra “Rastgele” deyip, bir rota tutturmak lazım, dedim, bu fırtınalı denizde, başladık yarenliğe… Bir zamanlar Denizcilik Müsteşarlığında danışmanlık yaptığımdan mı bilmem? Denizcilik terimlerini kullanmayı oldum olası severim. İzin verirseniz bu yıl da “İskele Alabanda, Yelkenler Fora” diyerek, ortaoyunundaki tuluatımıza başlayalım.

Nerde kalmıştık?  Evliya Çelebi’nin, Küheylan'ının sırtında dolaştığı gibi, isterseniz, değişik paradigmalardan, değerler dizesinden bakmayı deneyelim, ülkemin güzel insanlarının karşı karşıya kaldığı dayatılmış olgulara ve olaylara… Unutmayalım, hemen her seferinde Türk halkına dayatılan devenin kamburundan başka, güzellikler de var bu dünyada… Tabii bu arada temaşa perdesini arkasından “yıktın perdeyi eyledin viran, varayım sahibine haber edeyim heman” teranesiyle hacıcavcavın “sayın muhbir vatandaş” rolünü de bir kenara bırakalım. Bu fırtınalı denizde el yordamıyla değil, ıslanarak, rüzgara karşı koyarak kendimize göre bir yol buluruz elbette.

Hayde, bakalım Türkiye’deki olayların perde arkasına. İsterseniz, Güneydoğuda “Bir bizden, çok sizden” zihniyetini, anlayışını sınayalım. Diyarbakır'ın Lice ilçesinde PKK mezarlığına dikilen Mahsum Korkmaz heykelinin mahkemenin el koyma kararı vermesinin ardından heykel kaldırılma operasyonu sonrası, Atatürk heykellerine ve Güneydoğuda okullara karşı saldırılar diz boyu arttığını, içiniz burkularak izliyorsunuzdur, evet izliyoruz televizyon ekranlarından. Unutmayalım, okullardan “Andımız”’ı kaldıralı tam bir yıl oldu. 22 Eylül 2014 tarihinde açılışına katıldığım Türk Eğitim Derneği (TED) Adana Kolejinde “Andımız” Aslanlar gibi söyleniyor, haberiniz olsun. Gittim, gördüm. İnanın bu çağdaş eğitim yuvasıyla gurur duydum, onurlandım. Sevgili Adana’mızda bu eğitim meşalesini yakan, başta TED Genel Başkanı Selçuk Pehlivanoğlu’na, bu güzel tesisi Adana’mıza kazandıran Ceyhanlı hemşehrimiz “TA Group” Yönetim Kurulu Başkanı Taha Altaylı’ya, TED Genel Müdürü Sevinç Atabay ve TED Adana Koleji Kurucu Müdürü Ercan Yüksel’e şükranlarımı arz ediyorum. Ülkemde güzel şeyler de oluyor.

Ve de Atatürk heykellerine ve güneydoğudaki okullara saldırıların bir çığ gibi büyüdüğü tam bu evrede ortaoyununa çıkan Pişekâr gibi, “Türkiye’nin Çözüm Süreci”nden taviz verilmeyecek denilmiyor mu? Gel de, neyse… Bu ortamda ne demektir “Çözüm Süreci Kararlılık Gösterisi“? Bunun ismi “Acizlik Gösterisi” olmaz mı? Hakikaten anlamakta güçlük çekiyoruz. Yani? Yanisi şu, “Özerk Kürdistan”’a doğru doludizgin gidilirken, “Demokratik Özerk Kürdistan” dayatılmasının anlamı sizce ne olabilir? Sizce “Çözülme Süreci”nin başlamış olduğunu biraz olsun bizlere dayatmıyor mu? Denizli yöresi ile özdeşleşmiş ve gülmece unsurlara yer verdiği çalışmalarının ustalığı ve derinliği zamanla fark edilmeye başlanan Türk Halk Müziği'nin "Büyük Üstad"ı Özay Gönlüm’ün üç bağlamayı bir araya getirdiği Yaren’inden dökülen tınılarla ne diyelim yani “Çöz de Al Mustafa Ali" mi diyelim, yoksa yıllardır Türk vatandaşının sırtında kambur üstüne kambur koyacak tarzda elektrik parasını ödemeyenlere "Fişini de Al Mustafa Ali" mi diyelim?

Sevgili okurlar, Kürt Feodalitesi ile “Pir, Şıh” birlikteliğine karşı marabalığa devam eden, birey olmasına bir türlü izin verilmeyen ve de vergi mükellefi olması istenilmeyen bölgedeki Kürt kardeşlerimizin durumu ortalık yerdedir. Onlar hâlâ kendilerini ifade edememenin sancısını çekmektedirler. Cumhuriyetin bugüne kadar başaramadığı Toprak Reformunun acılarını çekmekte oldukları açık seçik ortadadır. Osmanlı Dirlik Sisteminden bugünlere miras kalan bölge halkının topraksızlığı, hemen her vesileyle topraksızlaştırılması ve mülksüzleştirmesi realitesi gün gibi ortadadır. Ağaya, mütegallibeye, feodal derebeyine, pir’e, şeyh’e tevekkül içerisinde kayıtsız, şartsız teslim edilen, “biz kültü”nden “ben kültüne geçişi engellemek için Atlantik ötesi ortaklık gündemin ortasına oturmuştur. Ne diyelim, kendi aralarında bölüne bölüne  sesi bir türlü duyulmayan Kürt Aydının bu gerçeği görmesi en büyük dileğimizdir.

Bugün naçiz vücudu toprak olmuş olan Mustafa Kemal Atatürk'ün bölgedeki tüm heykelleri yakılıp, kül olsa da onun vizyonun, ilkelerinin, düşüncelerinin ve fikirlerinin sonsuza kadar artarak süreceğinden hiç kimse endişe duymamalıdır. Apo’nun anladığı gibi, ortalık yerdeki Kürt entelijansıyası da bir gün bu gerçeği anlayacak ve Mustafa Kemal Atatürk'ün yayılmacı güçlere karşı yapmış olduğu ölüm kalım mücadelesinin farkına varacaktır. İnşallah iş işten geçmemiş olur. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim