• BIST 108.869
  • Altın 271,583
  • Dolar 5,7701
  • Euro 6,3816
  • Adana : 12 °C
  • Osmaniye : 11 °C
  • İçel : 13 °C
  • Hatay : 11 °C
  • Kmaraş : 8 °C

Çağımızın İnsanı Artık Bozuldu

12.03.2018 16:43
Ömer AĞAÇLI

Ömer AĞAÇLI

Tarih okumalarımda hep şu husus dikkatimi çekmiştir. Geçmişte insanlık bir dönem gelmiş denge ve düzen halinde (kozmos), bir dönem gelmiş ne denge ne düzen kalmış (kaos) ortaya çıkmıştır. Sufi literatürde bu dönemler kevn ve fesat dönemleri diye ifade edilmiştir. Yaşadığımız bugünlerde aynı, benzer hallerin yaşandığını düşünüyorum. Bizim nesil 2. Dünya Savaşı’ndan sonraki nesildir. Bizim nesil harp görmedi, sıkıntılar nedir bunları görmedi. Bizler o günleri ya tarih kitaplarından okuduk ya da yaşlıların, o günleri yaşayanların anlatılarından duyduk.

Bu günlerde 21. asrın ilk çeyreğinde acaba yeniden fesat dönemi mi zuhur ediyor? diye düşünmeden edemiyorum. Çünkü olup bitenleri geçmişle karşılaştırıyorum. Ortada farklı şeylerin olup bittiğini görüyorum. Artık geçmiş dünyanın halleri yok.. Şu andaki dünya yeni haller dünyası...
Kimileri bu yeni hallerden memnun ve mutlu. Onların anlayışlarına göre; maddi alemde işler tıkırında seyrediyor. Eskiden sahip olmadığımız kadar maddi nimetler bolluğu içindeyiz ki bunlar büyük başarılardır ve gelişmişlik ölçüsüdür. Kimilerine göre de maddi imkanların artmasıyla manevi yönden iyice geriledik ve manevi tusunamiye yakalandık. Ben ise ikinci kateogoride düşünenlere dahilim.

Değerli İlahiyatçı Bayraktar Bayraklı, geçmiş günlerde bu konulara değinmişti ve ben de o yazılarda notlar almıştım. Sayın Bayraklı konuyu şöyle değerlendirmişti: “Bu olup bitenler manevi tusunami, merkez üssü nefs olan sosyal ve psikolojik tusunamidir. Japonya’da maddi tusunami oldu, her şeyi önüne kattı, bir şehri yok etti, bizde de manevi tusunami oluyor. İnsanlar narkozlu gibi olup bitenlerin farkında bile değiller. Ailelerdeki tusunam sanıldığının çok üstünde, yıkılıyoruz, bunun farkında değiliz.” Bir diğer akıllı adamlardan olan Değerli Felsefeci Ahmet İnam da geçmişte bu konularda yazılar yazmış ve bizleri uyarmıştı. Sayın İnam’ın sözleri de şöyledir: “Kültürümüz don vurdu, kültürel ortam katılaştı, donuklaştı, insanlar içsiz insanlara dönüştü. İçsiz bir dünya kültürüne doğru gidiyoruz. İç yoksulluğu, mana yoksulluğu, maneviyat körlüğü, aklı tutulması, değerler körlüğü içine düştük.” diye değerlendirmiştir.
Biz de günümüzde olup bitenleri insanın durumuna bakarak “Çağımızın İnsanı Bozuldu.” diye ele almak istiyoruz. Önce insan niye bozulur? İnsanın bozulması ne anlam gelir?...

İnsanın bozulması, onun fıtrat dairesinin dışına çıkması demektir. Yani insan doğal dengesinin bozulması demektir. Yaradanın kitabına bakınca, Yaradan diyor ki, insan nefsinin heva ve hevesinin etkisi altına girerek, aklını geri plana atar. Evet! İnsan ruh ve nefs ikilisinden oluşmuştur. Denge hali ruh ve nefsin denge halinde olması gerekir. Ruh ve nefs dengesi alt üst olunca insan bozulur. Burada ruh, yüceliği nefs ise alçaklığı temsil eder. Hayat ruh ile nefsin çekişmesinden ibarettir. Din, insanı ruha doğru sevkederek onun yücelmesini ve oradan Hakk’a yaklaşmasını ister. Nefs ise ruhun yolunu keser. Bu kezde din insanı nefsin çekiminden onun oyunlarından nasıl kurtulacağının yol ve yöntemlerini gösterir. 21. asırda öyle görünüyorki artık insan, nefsin çekiminden kurtulamıyor, ruha yol bulamıyor. 

Nedeni ise maddi nimetlerin bolluğu ve onun ışıltıları insanın gözüne, aklına iradesine perde oluyor. Sayın Bayraklı hocanın söylediği gibi manevi tusunami var. Yani madde manayı galebe çalmış durumdadır.

Bu manevi tusunami insanın manevi değerlerini, imkanlarını önüne katıp yok ediyor. İnsan maneviyatı sollayınca bambaşka bir insan oluyor. Maneviyatını, ruhunu kaybeden insan var oluşunu gerçekleştirmek için maddi şeylere, sahte maneviyatlara tutunarak yaşamaya çalışıyor. İnsan hayatında var oluşunu gerçekleştirmek için mutlaka tutunarak yaşamak zorundadır. Bu nedenle Kur’an’da “Müminler Allah’a Tutunsunlar” diye işaret edilir. Çünkü Allah’tan başka her şey yaratılmış mahluktur. Onların ne güçleri ne de varlıkları vardır.


Çağımız insanında gördüklerimi de şöyle kısaca anlatmaya çalışayım. Çağımız insanında siret yani iç, ruh kaybolmuş, sadece ortada suret/dış kalmıştır. Bu içsiz, suretler süfli şekillerden ibarettir. İnsanlar nesneler dünyasında esir gibidirler, nesnelere dönüşmüştür. Zihnine nesnelerin suretleri hakim olmuş, akılları işlemez hale gelmiştir. Böylece hayatın amacını ve anlamını da kaybetmiş durumdadırlar. Sadece suret halindeki insan, nefsi ile baş başa kalmış bir münzevidir.
Çağımızın insanı hayal ve kuruntulara tutunarak, yaşanmış, bitmiş geçmişe sarılmaktadır. Bilmediği, kendi ufacık kafasında kuguladığı, idealize ettiği, kutsadığı, fetiş haline getirdiği tarihe sarılmaktadır.

Çağımızın insanları, sahte maneviyatlara sarılarak manevi boşluğunu doldurmaya çalışıyor. DELİLERİ, SIRADA İNSANLARI VELİLERİN YERİNE koyarak, onlardan manevi destek aramaya çalışmaktadır. KÖR KÖRÜN ARKASINDAN GİDERSE, SOLUĞU HENDEKTE ALIR.
Çağımızın insanı bilgi çağında bilgisizlik yaşıyor. Ve bu bilgisizlik tehlikeli bir hal almıştır. Akıl, nefs tarafından yenilmş, insan nefsinin oyuncağı olmuştur. Bu da sonuçta insana kocaman bir yalnızlık olarak dönmektedir. Artık insanlar, nefslerinin emirlerini yerine getirmekten başka bir iş yapamaz hale düşmüştür. Nefs, sürekli tüketmeye, helal, haram ayrımı yapmadan keyf etmeye bayılır.
SONUÇ OLARAK, BUGÜN MANEVİ YAPISI DUMURA UĞRAMIŞ, SALT MADDİ ŞEYLERLE HEM HAL OLAN, BOZULMUŞ TEK BOYUTLU İNSAN TİPİ ORTAYA ÇIKMIŞTIR.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim