• BIST 94.137
  • Altın 281,998
  • Dolar 5,8801
  • Euro 6,4975
  • Adana : 22 °C
  • Osmaniye : 23 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 24 °C
  • Kmaraş : 22 °C

Bir iddia 'İncirlik Üssü Ermenilerin'

04.05.2015 16:54
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

2015 Ermeni Fırtınası devam ediyor. Hazretler, bu fırtına devam ederken kendilerini mağdur gösterip, aport’ta bekleyen güçlü avukatlarla yargıç da ayarlayabilirlerse, lehlerine karar çıkartmaya çalışıyorlar. Bunlardan bazıları Adana’yla ilgili, diğer bir kısmı ise İncirlik Üssü’ arazileriyle ilgili. Beyrut’ta ikamet eden elinde tapusu bulunan bir mal sahibinin kızı Adana’da dava açmış ve mülkü kendi adına yazdırmıştır. İşte, Abidevi Türkiye’deki hukukun üstünlüğüne güzel bir örnek. Başka bir örnek ise İncirlik Üssü ile ilgili, İncirlik Üssü içerisinde bulunan arazilerin bir kısmının Ermeni dedelerine ait olduğunu iddia edenler de az değil, istemleri ortada, medyatik ses getirecek büyük büyük olguları kaşımak ve her şeyden önemlisi 2015’e, 100. Yıla yakışan propaganda yapabilmek… Başarılılar mı? Hem de son derece başarılılar. Arapça yayın yapan televizyonlara kadar bu işi yaygınlaştırdıklarını sadece söylemekle yetinelim.

Ne diyorduk, 2011 Eylül ayındaki bir gazete haberinde, Osmanlı vatandaşı Ermeniler ’in torunlarının ABD’de “İncirlik dedelerimizin yasadışı el konulan toprakları üzerine kuruldu” iddiasıyla açtığı tazminat davasında ABD Dışişleri’nin Türkiye’ye, “Davaya savunma gönderin” diye diplomatik nota gönderdiği bile ifade edilmişti. Pasedena’da yaşayan 68 yaşındaki Anais Haratuntyan adlı bir Ermeni kökenli ABD vatandaşı “Osmanlı Türkleri tarafından öldürüldüğünü iddia ettiği büyük anne ve babasına ait 40 dönümlük yaklaşık 65 milyon dolar değerinde taşınmaz mal karşılığında tazminat istemektedir. Arsasının üzerinde “ Kahraman ABD askerlerinin görev yaptığı “ İncirlik üssü bulunmaktaymış. İncirlik'in yüzde 3.671'i üzerinde hak iddia eden 3 Ermeni'nin California Federal Mahkemesi'nde açmış olduğu davalar daha çok propagandaya yönelik. 1915-1923 yılları arasında davaya konu olan mülkleri sahiplenen Ziraat Bankası durumun ciddiyetinin farkına vararak Amerika'daki bir hukuk firmasıyla anlaşmak zorunda kalmıştır.

Hukukta bir halefiyet, ardıllık ilkesine göre Osmanlı Devletinin devamı olan Türkiye Cumhuriyeti oyunu kuralına göre iyi oynamış, Lozan Antlaşmasını Senato’da kabul ettiremeyen ABD ile 1923 ABD-Türkiye Cumhuriyeti Tazminat antlaşması akdedilmiştir. Bu antlaşma ile ABD uyruklarının malları karşılığında ABD’ye 899.000 Dolar tazminat ödenmiş ve hak sahiplerine dağıtılmıştır. Lozan Antlaşmasının imzalanmasından sonra 18 ay, elinde menkul ve gayrimenkullere ait belgeleri olanların müracaatları için beklenmiştir. Yapılan müracaatlar her iki tarafça değerlendirilmiş ve belirlenenler için Türkiye Cumhuriyeti bu bedeli ABD’ye ödemiştir. Aslında sorun yoktur ama müttefikimiz ABD’nin Temsilciler Meclisi muhtemel ki, 100.yıl dolmadan aşağıdaki fıkrayı yasa metni içerisine tekrardan almıştır. 2000 yılı sonbaharında Başkan Bill Clinton ve Yahudi lobisinin olağanüstü çabalarıyla soykırıma yönelik bir yasa tasarısı ancak geri çekilmişti. Medyada pek fazla ilgi bulmayan, geri çekilen bu yasa tasarısı ABD Temsilciler Meclisinde 4 Ekim 2000 tarihinde H Res 596 olarak ele alınmıştı. Ancak bu yasa tasarısı şimdi de H Res 396 adıyla yeniden gündeme alınmıştır, hem de hiçbir değişiklik yapılmaksızın. Bugünlerde raflardan inmek üzeredir. İşte bu Ermeni Tasarısının Bulgular bölümünün 32 nci paragrafında tazminat olgusu ve sigorta gibi kazanılmış haklara ilişkin konu şöyle ele alınmıştır:

“Dışişleri Bakanlığı Ekonomi, Ticaret ve Tarım işlerinden sorumlu Bakan Yardımcısı Büyükelçi Stuard Eizenstat, 9 Nisan 1999 tarihli mektubunda belirttiği gibi, soykırım sürecinde Osmanlı Bankası’nın el koyduğu Ermeni mallarının tazmini konusunun, ABD yönetimince Türkiye Cumhuriyeti’nin önüne konulacağından bahsetmiştir.”[1]

ABD Temsilciler Meclisindeki tasarının 32 nci paragrafının dayandığı tematik olgunun ayırıcı özelliği, toprak talebiyle sonuçlanacak olan sürecin ikinci ayağı olan tazminat konusunun bulgular bölümünde kendisine yer bulmasıdır. Peki, o zaman sormak lazım değil mi? ABD ile 1923 ABD-Türkiye Cumhuriyeti Tazminat antlaşması neden akdedildi ve gereği yapıldı? İşte bu durum ABD’nin kendi kendisiyle çelişkiye düştüğünün de bir emaresidir. Ama merak buyurmayınız, “Minareyi çalan kılıfını hazırlar. ABD şimdilerde Lozan Antlaşmasını imzalamadığını açıkça ima eder mahiyet almıştır. Yaklaşım” Dün dündür, bugün bugündür” yaklaşımıdır. Şimdi bütün bunlardan sonra, İsmet İnönü'nün daha çok ABD’yi kastederek, "Süper güçlerle ilişkiye girmek ayıyla yatağa girmeye benzer" sözlerinin doğruluğunu göstermiyor mu? Sevgili okurlar.

[1] ABD Temsilciler Meclisi, 106-933,2 nci Oturum ,Wasington,4 Ekim 2000, s 4

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim