• BIST 99.785
  • Altın 274,715
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 20 °C
  • Kmaraş : 18 °C

Bin Yıl Dolmadan

01.12.2014 12:28
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Şimdiye kadar birbirlerine karşı devamlı güç gösterisinde bulunan iki Hıristiyan mezhep İstanbul’da aralarındaki buzları erittiklerini hep birlikte izledik ve gördük. M.S. 1054 yılında birbirlerini karşılıklı aforoz ederek kesin olarak ayrılan Katolik ve Ortodoks dünyası tekrar birleşme yoluna girdikleri görüldü ve müşahede edildi. M.S. 1054 yılındaki “Skisma” olarak adlandırılan bölünme ve karşılıklı afarozlaşmadan sonra, ikinci milenyumun son yarısında 1964 yılında Kudüs'te dönemin Papası 6. Paulus ve ABD vatandaşı Fener Rum Patriği Athenagoras'ın ilk kez kucaklaşmasıyla bu birliktelik açılmıştı. Şimdi bu sefer de İstanbul ‘da “Papa’nın Külahının Patrik Tarafından Öpülmesi” açılımıyla her iki kilisenin birleşmesine kadar gidebilecek yeni ufukların belirgin hale gelebildiğini söylemekle yetinelim. Papa Francesco’nun isteği üzerine Patrik Bartholomeos I, Katoliklerin ruhani liderinin başını öperek, onu kutsadı, bir anlamda vaftiz etti de, denilebilir. Aslında Papa’nın İsa’nın açmış olduğu yoldan gittiği de söylenilebilir. Tam bir Hazreti İsa yaklaşımı, “Sana vurana diğer yanağını da uzat” Hıristiyan-Katolik öğretisi sergilendi, eski Osmanlı başkentinde. Onlara göre “Doğu Roma, Bizans” başkentinde. Bütün bunlardan sonra Ortodoks Dünyası, 1204’deki kanlı IV. Haçlı Seferini ve İstanbul’daki “Kutsal Yağmalanma” yı nasıl içine sindirebilecektir, doğrusu merak konusu. Yağmaya şahit olan, Villahardouinli Goffrey isimli tarihçi, o tarihte İstanbul’da yaşananları; “Askerler elbiselerinin üzerine işlenmiş olan haçın manasını unuttular, kasaplık ve kundakçılığa giriştiler. Evler ateşe verildi, saraylarda resmi binalar tamamen soyuldu. Erkekler öldürüldü, kadınlar tecavüze uğradı, en kıymetsiz eşyalar, hatta köylülerin gömlekleri bile yağmalandı.” diye yazmıştı. Haçlı Seferleri Müslümanlara karşı yapıldı, algısı hemen her yerde egemen olmasına karşın, Haçlı Seferlerinin asıl amacı, Ortodoks” dünyasını sindirmek, bitirmekti. “İstanbul’da Papa’nın külahını görmektense, Türklerin sarığını görmek evladır” özdeyişi boşuna söylenmiş, içi boş bir kavramlar dizisi değildir.

Durum bu kadar net ve açık olmasına karşın, acaba Papa’nın yapmış olduğu bu mütevazılık sınırını çoktan aşan, bir hoşgörü ve teslimiyet manzumesi, Ermenilerle ilişkilendirilen 1915 olaylarının yüzüncü yıldönümünde, yani 2015 yılının hemen öncesinde Türkiye’ye Papa’nın önerdiği bir “Tarihle Yüzleşme Gösterisi” dayatması mıdır? İnsan sormadan edemiyor? İsterseniz, bir düşünün.

Ya da bir başka şey, bugün başlayacak olan Putin’in Türkiye ziyareti öncesi, Rus Ortodoks Kilisesinin güçlenmesinden ve etki alanını genişletmesinden hoşlanmayan Vatikan, ABD ve AB topraklarında Rus etkisi altında Ortodoks istemediklerinde olsa gerek, Fener Rum Patrikhanesinin ekümenik(evrensel)’liğine destek vermeleri de bu yüzden mi olmaktadır? Hemen cevap vermeyin, etraflıca bir düşünün, derim. Oysa İsa’nın havarilerinden birisi tarafından kurulmayan, yani apostolik olmayan Fener Rum Patrikhanesi, Bizans zamanında bile sıradan bir “Episkoposluk” statüsünde idi. Diğer bir deyişle Bizans Devleti tarafından yönlendirilen ve sadece Rumlar üzerinde ruhani etkisi olan bir kurumdu. M.S. 325 tarihinde toplanan “İznik Ekümenik Konsülü”nde İsa’nın havarileri tarafından kurulan, Roma, İskenderiye ve Antakya Kiliseleri “Ekümenik(Evrensel) Kilise” olarak belirlenmişti. Peki, nedir bu Fener Patrikhanesinin Ekümeniklik kavgası? Nereden kaynaklanıyor? Söyleyelim. ABD’den… Ülkesinde 14 milyon Ortodoks bulunan ABD, Moskova kilisesinin güdümüne girmek ister mi? Tabii ki istemez. İstese, buna kargalar bile güler. İşte bu yüzden, Dünya başkenti New York’ta Manhattan’ın en işlek iki caddesinden 57. Caddenin adı “Bartholomeos I”, 58. Caddenin adı da “Dimitreus Way” olmuştur. Fener Rum Patriği Bartholomeos I’un dünya seyahatlerinde ABD Başkanının uçağı “Number One” bu yüzden kendisine tahsis edilmektedir. Ne bileyim, belki bundan sonra President Erdoğan’ın yeni uçağı “Ak- Uçak” kendisine tahsis edilebilir? Belli mi olur? Ama buna Putin izin verir mi? Düşünmek gerek. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim