• BIST 99.785
  • Altın 275,055
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 24 °C
  • Hatay : 19 °C
  • Kmaraş : 17 °C

Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi Bildirisi

17.02.2016 15:13
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Özellikle Cumhurbaşkanı, Başbakanın, Cumhurbaşkanlığı külliyesi ve hükümet sözcülerinin genel karşı çıkışları nedeniyle fazlaca gündemde kaldı, Barış İçin Akademisyenler İnisiyatifi Bildirisi. Biraz fazlaca mı umursandı, sanki? Umursanmasaydı en fazla 1-2 gün medyayı işgal eder, iz bile bırakmadan ıssızlaşır ve amacına ulaşamadan sönüp giderdi. Ama doğrusu bildiri öylesine militanca kaleme alınmıştı ki, devletin buna karşı bir şeyler söylememesi, basiretsiz kalması, bir başka ifadeyle kemiksiz olması gerekirdi ki, o da tabii ki mümkün değildi. Bu yaşananlara en çok bildiriyi kaleme alan, bir yerlerden yönlendirilenler sevindiğini ilk bakışta ifade edelim. Sosyal medya diliyle de söylemek gerekirse, minimize edilmesi gereken bu olay, bu şekilde maksimize edilerek, bildiriyi kaleme alan kesimi oldukça “kınaç” etiğini söyleyelim. Belli yerlerden beslenen, akademisyenliklerinin başlangıcında bulunan bu bir avuç militana, düşünmedikleri ve hiç beklemedikleri kadar, lütuf, kerem, ihsan ve inayet sağlamış olduğunu da bu arada söylemeden geçmeyelim.

Bu bildiriyi hazırlayan akademisyenlikten çok politize olmuş, kendi aralarında yatay ve dikey iletişim içinde bulunan bu bir avuç grup, bu tür karşı koymacılığı kendilerine misyon edindiklerini, bununla yatıp kalktıklarını hemen ilk bakışta söyleyelim. Öylesine militanca bir harekete girişmişler ve imzacı sayısını büyütmeye çalışmışlardır ki, sonucunda amaçlarına ulaştıklarını söyleyebiliriz. Bu bildiri yayınlandığında yurtdışında idim, bu konuda öylesine çok soruya muhatap oldum ki, her seferinde devletin haklılığını izah ederken, sözle ifade edilmese bile jest ve mimiklerinden yadırgandığımı söylemek durumundayım. Bu bir avuç militan, hükümetin kendilerini muhatap almasını gereken öyle bir eylem içine girmişlerdir ki, örneğin Mersin Toros Üniversitesinden “iki adlı bir bayan akademisyen” “1128” imza içerisine iki ayrı imzayla katılmayı bile yeğlemiş, militanlığını belirli çevrelere gösterebilmiştir. Yapılan, doğrudan toplumu ve devleti aldatmaya yönelik operasyonel bir harekettir ve bilinçli olarak icra edilmiştir. .

İkincisi ve her şeyden önemlisi, bildiride ele alınan tüm ifadeler, “12 Ocak 1951 tarihli Birleşmiş Milletler Soykırım Suçunun Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi”nin “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar” bölümünü bildiriye yansıtması olmuştur.  Hem de virgül dahi değiştirmeden. Bütün bunlar soykırım maddeleridir. Açıkça, bu şekilde, dünya kamuoyuna zımnen bir “Soykırım Şikâyeti” nde bulunmuşlardır. Esas büyük harflerle söylenilmesi gereken, tehlikeli olan budur. Militanca kaleme alınan bildiriyi daha bir dikkatlice okuduğunuz zaman, bunun Türkiye Cumhuriyeti’nin taraf olmadığı, 1 Temmuz 2002 tarihli “Birleşmiş Milletler Uluslararası Ceza Divanı’nın Kuruluşu“ Roma Statüsündeki “İnsanlığa Karşı İşlenen Suçlar’’(Crimes Against Humanity) bölümünün bütün unsurlarını içermekte olduğu görülmektedir. “Devletin başta Kürt halkı olmak üzere tüm bölge halklarına karşı gerçekleştirdiği kasıtlı ve planlı sistematik kıyım, katliam ve uyguladığı bilinçli sürgün ve zorunlu göçe mahkûm etme politikası’’.Kasıtlı ve planlı sistematik kıyım, katliam ve sürgün ” sözcükleri özel olarak seçilmiştir. Ermeni aktivistlerin bugüne kadar ispatlayamadıkları “niyet”(intention) ve arkasındaki “saik”(motivition) unsuruna özellikle yönelinmiştir. Devletin bölgede uygulamış olduğu haklı operasyonları soykırım mertebesine yükseltme çabası içerisine girmişlerdir.

Bütün bunlardan sonra yapılan, ya da yapmaya çalıştıkları nedir? Dünya kamuoyuna, ülkeyi, devleti ama her şeyden önce Türk insanını soykırım suçuyla ilişkilendirip, şikâyet etmektir ve bu konuda bir algı operasyonunda bulunmaktır. Kısaca bildiri şu misyonik algı üzerine yönelmiştir. “Türkler 1915’te Ermenilere soykırım yaptılar, şimdi de aynısını Kürtlere yapıyorlar!’’ imasında bulunmaktadırlar. Bütün bunlardan sonra, söyleyeceğim şudur ki, yaptıkları eylem türü o kadar da masum değildir, bizden söylemesi, sevgili okurlar.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim