• BIST 94.137
  • Altın 282,074
  • Dolar 5,8801
  • Euro 6,4975
  • Adana : 22 °C
  • Osmaniye : 23 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 24 °C
  • Kmaraş : 22 °C

Avrupa Konseyi AB’nin Önünde mi?

09.02.2015 18:16
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Hükümetin “Yeni Türkiye” vizyonu hemen her zeminde ortaya konuluyor, farkındasınız. İşte sized son örneklerden bir tane… 237 Büyükelçimizin katılımıyla 05–09 Ocak 2015 tarihleri arasında Ankara’da gerçekleştirilen Yedinci Büyükelçiler Konferansında da konu tematik olgu olarak dile getirildi. Dünyanın altıncı büyük diplomasi gücü yurtdışındaki misyon şeflerimize konu bir anlamda dikte ettirildi. Anlaşıldığı kadar, Türkiye’nin kurucu üyesi olduğu Avrupa Konseyi(AK)’çalışmaları, Avrupa Birliği(AB)nden daha öne çıktığı izlenimimi sizlerle paylaşmak istiyorum.

Avrupa sınırları içinde “Belarus” hariç “47” üyesi bulunan Avrupa Konseyi, Avrupa’nın tamamını kapsayan tek örgüt konumundadır. AK’nin bazı ülkelerinin demokratik standartlar bakımından daha ileri, bazılarının ise daha geride olmasına karşın herkesin statüsü “eşit üye” statüsündedir. AB ile AK arasında gözle görülen en önemli ayırıcı özellik de budur. Tüm kurumlarıyla; Parlamenter Meclisiyle, Venedik Komisyonuyla, CPT denilen İşkence Önleme Komitesi, GRECO denilen İnsan Hakları Komiseriyle, tüm mekanizma ve kurumlarıyla Avrupa’da demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğünün tesis edilmesi ve güçlenmesi konusunda Avrupa Konseyinin rolü son derece ileri seviyededir. Örneğin, Türkiye’de iç hukuk prosedürlerini bitiren Türkiye Cumhuriyeti yurttaşlarının sıkça müracaat ettiği kurum olan “Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi” de Avrupa Konseyinin bir kurumudur. Maalesef zaman zaman bu kurumun yeri bile karıştırılmaktadır.

Türkiye Cumhuriyeti, Avrupa Konseyine başkanlık etmiş ve başkanlığı döneminde de sınırlarını genişletmeyi birincil hedef olarak belirlemiştir. Nasıl bir genişlemeden söz ediyorum? NATO gibi, coğrafi sınırlar dışındaki bir büyüme değil, kuşkusuz… Tam üyelikten çok, demokrasi için ortaklık statüleriyle, Kuzey Afrika, Ortadoğu, Orta Asya gibi ülkelerle temasını arttırmış ve o ülkelerden bazılarını ortak üye olarak kabul ettirmiştir. Türkiye bu şekilde AK içerisinde da güçlü hale gelmeye, bir başka deyişle kendisi için kalkan parmak sayısını arttırmaya çalışmaktadır. Yaklaşım doğru mudur? Tabii ki, doğru bir yaklaşımdır.

Yalnız bu arada hemen söylemek gerekir ki, AK’nin önemli kurumlarından biri olan Venedik Komisyonu’nun görevi sadece Avrupa Konseyi ülkeleriyle sınırlı kalmamış, aynı zamanda dünyanın her yerinde özellikle Orta Asya bölgelerinde yasa, anayasa hazırlanırken danışmanlık yapan, yolsuzlukla mücadeleyle ilgili konularda reformların yapılmasını gerekli kılan aktif bir kurum haline gelmiştir. Avrupa Konseyinin Avrupa’da demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü gibi ortak değerler etrafında birleşen Avrupa halklarını tehdit eden unsurlara karşı ve Avrupa’nın ötesindeki bölgelerde de rolü olması dolayısıyla, bu kurumun bütçesine Türkiye’nin yıllık katkısı 13 milyon Euro’dan, 33 milyon Euro’ya çıkarılmıştır. Türkiye böylece, İngiltere, Almanya, İtalya, Fransa ve Rusya’dan sonra en çok katkı sağlayan altıncı ülke olmuştur. Yine Türkiye Cumhuriyeti bu açılımıyla Avrupa Konseyinde çalışan Türk personel sayısını yükseltebileceği gibi, Türkçenin de çalışma dili olması gibi birçok doğal hakları, katkı sağlayan ülkelerin elde ettiği haklar gibi haklarda da genişlemeyi beklemektedir. Hükümetin stratejisi bu… Doğrusu da bu…

Bütün bunları niçin söylüyorum, Cumhurbaşkanı Erdoğan, son iki yıldan bu yana AB’nin alternatifi konusunu sık sık dile getirip, “ne yapalım onlar bizi istemiyorlarsa biz de gider Şanghay İşbirliği Örgütüne gireriz” seçeneğini sık sık seslendirmesinden… Hatta daha da ileri giderek AB’ye bile veda edebileceğimizi söylemesinden… Bu konu Türkiye’de zaman zaman nükseden bir tartışma olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Bize II. Sınıf insanî muamele yapmakta herhangi bir beis görmeyen Avrupalılara ne zaman bozulsak, “onlar bizi istemiyorlarsa biz de gider Ortadoğu Birliği kurarız”, “Türk Birliği kurarız”, “İslam Birliği kurarız” türünden yorumlar yapmaktayız. Kuşkusuz bütün bunlar, kızgınlıkla söylenilen sözler. Söyleyelim, evet bütün bunlar yanlış seçenekler… Eğer bana sorarsanız, derim ki, gönlüm Avrupa’da kalmaktan yana, Avrupa Konseyi ve AB’den yana. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim