• BIST 99.785
  • Altın 274,715
  • Dolar 5,7492
  • Euro 6,3925
  • Adana : 19 °C
  • Osmaniye : 21 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 20 °C
  • Kmaraş : 18 °C

Allah,Kullarının Düşünce, Niyet ve Eylemlerine Karşılık Verendir

27.07.2014 13:33
Ömer AĞAÇLI

Ömer AĞAÇLI

Avrupa kültüründe ortaya çıkan modernizm döneminde din kavramı ciddi olarak sorgulanmış ve bilimsel methodlara göre ele alınmış ve sonunda vahiy kaynaklı bilgileri karşılıkları olmayan anlamsız kelime yığınından ibaret sayılmıştır. 19. Ve 20. Yüzyıllarda bilim ağırlıklı düşünce her türlü metafizik önermeleri ( din, felsefe) gereksiz saymış, “ Tanrı” kavramını da sadece var oluşu açıklayan bir hipotez olarak kabul edilmiştir. Bütün beşeri düşünceler bu hipotez üzerine temellenmiştir. Tanrı sadece bir hipotez olarak kabul edilince, doğal olarak dünya’da olup bitenlerle de ilişkisi kesilmiş olarak kabul edilmeye başlanmıştır. Sayın Şaban Ali Düzgün’ün burada çok yerinde bir ifadesini aktarmak istiyorum: “ Sekülerleşme dinden ve kutsal olandan arınma sürecinin son aşaması olarak kendini göstermiştir.” ( Sarp Yokuşun Eteğinde İnsan say. 105). Bu anlayış, böyle akletme Türkiye’de de yansımalarını bulmuştur. Türkiye’de özellikle akademik çevrelerde daha etkin olan bu tarz düşünme, oralardan eğitim ve öğretim yoluyla insanların zihinlerine yansımıştır. Özellikle bizim nesiller bu yansımaları yoğun bir biçimde hatta travmatik, kafası karışık, biraz da meczupça yetişmiştir. 21.Yüzyılda din konusu yeniden aktüel hale gelmeye başlandığını görüyoruz. Yani din geçmiş dönemlere göre daha yoğun üzerinde durulan bir gerçekliktir. Dileriz ki, dinin bir var oluş gerçekliği olduğu anlaşılır. Geçmişteki insanlığın anlayış ve pratiklerinin hikâyesi olmaktan çıkar.

Bu girizgahtan sonra, bu makale kapsamında Allah, insan birlikteliği bağlamında ortaya çıkanların, insanın düşünce, niyet ve eylemlerinin rolü ve önemi üzerinde durmak istiyoruz.

Kur’an’a göre Allah, sadece var olan mutlak varlık değil, evrende ortaya çıkan her varlığa varlığı ile destek olan, onları var kılandır. Diğer bir deyişle Allah, tüm mükevvenattaki varlıkların var oluşlarını sağlayan ve her an onları yönetendir.

39/62 : “ Allah, her şeyin yaratıcısı ve yöneticisidir.”

55/29: “ Allah her an, sürekli yaratma faaliyetleri içindedir.”

3/2:    “ Allah sonsuz hayat sahibidir. Bütün varlıklara var oluşlarını sağlayandır.”

Burada Allah, evren ilişkileri bağlamında Sadrettin Konevi’nin sözlerini zikretmeden geçmek istemiyoruz. Çünkü Bu konuda düşünenlere belki bir ışık olur diye düşünüyoruz. Konevi : “ Hakkın eşyaya inayeti ve yakınlığı kimi insanları Hak ile eşyanın aynılığı hükmünü vermeye götürmüştür ki bu hüküm bir vehimdir. Hakkın eşyaya inayeti vücudi nurunu vermesidir. Vücudi nur, mutlak varlığın zati, varlık nurudur. Kainatın özü bu nurdur. Her varlık bu nurun tezahürüdür. Nur ise tek ve bütündür. Tüm kainat ta tek ve bütündür. Buna göre diyebiliriz ki Hak, kainatla aynı değil, ayrı da değildir.”…

Bu bağlamda 87/1,2,3,4,5 ayetlerde belirtildiği üzere” Yaratıp düzene koyan, takdir edip yol gösteren sadece Allah’tır.”…

Şu kadar ki Allah hayatın içindedir, tüm varlıkları çekip çevirendir, bu çekip çevirme her an’dır. İnsanın düşünceleri, niyetleri ve eylemleri ne yöne ise Allah buna anında karşılık verendir. İnsan, akıl ve irade sahibidir. Akıl tercihi yapar, irade uygular. Allah’ta aynı anda buna karşılık verir, insanın pozisyonunu belirler. Bu çok önemli var oluş meselesidir. İnsanın maddi, manevi durumu tamamen kendi yaptıklarıyla ilgilidir. 39/70 ayette: “ Herkese yaptıklarının karşılığı tam olarak verilir.” Ve Ahkaf 19 ayette de “ Her insanın yaptıklarından dolayı dereceleri vardır.”

Bütün mesele insanın kendi doğasına göre yaşamasıdır. İnsan doğası” fıtrat” tır. Vahyin döne döne söylediği insanın kendi fıtratına göre yaşamasıdır. İnsan nefsi ise insanı sürekli fıtrat dışına çıkmaya zorlamaktadır.  İnsanın fıtrat dairesinin dışına çıkmasının adı “ günah” olarak belirtilmiştir. Sayın Ali Osman Gündoğan günah kavramını harika bir biçimde şöyle tanımlamıştır:” Günah, ilahi iradeye muhalefetin adıdır.”…

İslam, maddi, manevi özgürlük anlamına gelir ki bu özgürlük hali fıtrat dairesinde yaşamayla gerçekleşebiliyor. Fıtrata göre yaşamak, gerçeklere dayanarak yaşamaktır. Fıtrat dışı yaşamak köleliktir, özgürlük kaybıdır. İnsan fıtrat dairesinde yaşadığı sürece Allah’ın da muhatabı haline gelir, Allah’ın ilmine ve yaratma hallerine iştirak eder.

Son sözlerimiz şunlardır: İyi niyet, iyi eylem hayırlı sonuca götürür. Doğru ve ahlaklı yaşamadan mutluluk beklemek ham bir hayaldir. Hz. Mevlana “ Çektiğin zahmetin sebebi, kötülükler etmendir. Uğradığın mutsuzluğu, sıkıntıyı yaptığın işlerde ara, talihimden deme!” diyor. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim