• BIST 94.137
  • Altın 281,998
  • Dolar 5,8801
  • Euro 6,4975
  • Adana : 22 °C
  • Osmaniye : 23 °C
  • İçel : 25 °C
  • Hatay : 24 °C
  • Kmaraş : 22 °C

Allah’ınıza Gurban

05.10.2015 09:16
Prof. Dr. Esat ARSLAN

Prof. Dr. Esat ARSLAN

Hemen herkes Faruk Nafiz Çamlıbel’in Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’a mülhem “Han Duvarları” şiirindeki dörtlüklerin son mısraları “Huduttan hududa atılmışım ben… Rüzgârın önüne katılmışım ben… Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış ben” dizelerini bilir ve yeise düşüldüğünde, kurumuş dudaklardan dökülür. Zaman zaman pınar olur gözyaşları… Bu dizeler, Ulukışla’da yazılmıştır. Attila İlhan okuduğunda çarpıldığını söylediği bir Çamlıbel klasiğidir bu içi buran dizeler… Şeyhoğlu; Anadolu insanının, savaştan savaşa koşan Türk askerinin simgesidir. En büyük acı; sıladır, onun için. Evden, aileden sevgiliden ayrı kalmak ve dönememek ve de kavuşamamaktır, onu yeise umutsuzluğa sürükleyen…

Askerlik hizmetini yapanlar bilirler, insan belinde palaska, üniformanın içinde kendini "kuru yaprak" gibi hisseder. Bunun nedeni kendini rüzgârın önüne bırakmış, kadere boyun eğmiş olmasındandır. Hele 20’li yaşlarda sadece ailesinin değil, tüm milletin kınalı kuzudur o. Maraşlı Şeyhoğlu Satılmış’a benzemek güzel bir imajdır, bir kuru yaprak misali rüzgârın önünde sürüklenmek… Çamlıbel, ilk handa Şeyhoğlu'nun yazdığı koşmayı 1921 yılına tarihlendiğini bilir, bir sonraki handa "10 yıldır ayrıyım Kınadağı'ndan" mısrasını görür ve Şeyhoğlu'nun 1911'den beri evine dönemediğini anlamıştır. 10 yıllık serüven; Balkan Savaşıdır, Birinci Dünya Savaşıdır, Çanakkale, Romanya, Galiçya Kafkasya, Bağdat, Kanal cephelerindeki muharebelerdir, Kurtuluş Savaşıdır...

Ülke yine o kayıp yılları yaşamaktadır. Soros’un da dediği gibi, tüm yapılan hataların ceremesini kanıyla ödemektedir, Mehmetçik ile simgeleşen güvenlik güçleri. Onlar, sıfır noktasındaki bir karakola bir “Unimog”’un, Land Rover’in kasasında gökte bir Allah ve yanındaki arkadaşlarla birlikte gidilirken "ey köyleri hududa bağlayan yaslı yollar" dizesiyle bir kuru yaprak yaşamaktadırlar. Adanalı, Çukurovalı yüreklerinde hissettikleri afişlerle onları “Allah’ınıza Gurban” diyerek bağrına basmıştır. Halkın çocuğunu, yavrusunu “Askere gönderme” törenleri daha bir görkemleşmiştir, istersen yaşananları görmek için, gel de bir Çukurova’ya bak.

Sevgili okurlar, unutmayalım, değişim yasasına göre; “Hiçbir şey olduğu gibi kalmaz. Bazen görünen, gerçeğin kendisi değildir. Hiç merak etmeyin-  Bu da geçer…”

Celâliyle zâhir olsa, bu da geçer be yâ hu…

Cemâliyle âyan olsa, bu da geçer de yâ hu…

 

Bî karardır felek, daim döner durmaz bir an,

Dursa bir an, ne yer kalır ne gök kalır be yâ hu…

Kısaca hayıflanmaya, yeise gerek yok. ”Bu da geçer yâ hu”...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
EDİTÖRÜN SEÇTİKLERİ
Tüm Hakları Saklıdır © 2010 Adana Yorum | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 0322 290 27 16 / 0532 268 05 48 | Haber Yazılımı: CM Bilişim